Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Kanserle Savaş Haftasıyla İlgili Şiirler , Okuma - Konuşma Metni , Güzel Sözler KANSER HAFTASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA , GENEL BİLGİ 1-7 NİSAN KANSER HAFTASI
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 3      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Kanserle Savaş Haftasıyla İlgili Şiirler, Okuma - Konuşma Metni, Güzel Sözler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Kanserle Savaş Haftasıyla İlgili Şiirler, Okuma - Konuşma Metni, Güzel Sözler


    KANSER HAFTASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA, GENEL BİLGİ
    1-7 NİSAN KANSER HAFTASI


    Kanser bir hücre hastalığıdır. Hücre, canlıların yapı taşıdır. Yapıları ve işlevleri birbirine benzeyen hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular birleşerek organları ve sistemleri oluştururlar. Hücrenin ana özelliği bölünüp çoğalmasıdır. Bölünüp çoğalan hücreler vücuttan atılır.
    Kanser, hücrenin olağandışı bölünüp çoğalmasıdır. Kanserli hastalarda hücre, canlının zararına çoğalır. Organların işlevlerini yapmalarını engeller.
    Halk sağlığı yönünden kanserin önemi; hastalığın öldürücü olması ve sık görülmesidir. Bu açıdan bakıldığında kanser hastalığı dünyanın (bilgi yelpazesi.net) en önemli sağlık sorunudur.
    Kanserle savaşabilmek, zararlarını azaltabilmek için halka hastalığın önemini ve kanserle savaş yollarını anlatmak gerekir.
    Tıp biliminin gelişmesi, insanların eskiye göre daha bilinçli yardım istemeleri, pek çok insanı kanserden kurtarıyor. Gün geçtikçe, kanserden kurtulanların oranı daha da artacaktır.
    Kanser konusunda hastaya yardımcı olmak, hastalıkla ilgili araştırmaları desteklemek, doktorların eğitimine yardımcı olmak için 1947 yılında Ankara'da Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu adı ile bir dernek kuruldu. Dernek kuruluşundan bu yana yurttaşları kanserin erken tanımı ve iyileştirme konularında uyarıyor. Kanser hakkında bilgili olmamız için çalışmalar yapıyor. Bu kuruluş 1952 yılından beri Türk Kanser Haberleri adlı bir dergi çıkarmakta, isteyenlere dergiyi parasız göndermektedir.
    1956 yılında Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun önerisi ile Nisan ayının ilk haftası ülkemizde Kanser Savaş Haftası olarak kabul edildi. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun çabaları ile yurdumuzda ilk kanser hastanesi, 1956 yılında Ankara'da açıldı.
    Kanser hastalığının gerçek nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak çok alkol ve sigara içenlerde, boya işlerinde çalışanlarda, kimyasal maddelerle uğraşanlarda, güneş ve röntgen ışınları altında uzun süre kalanlarda hastalık daha çok görülmektedir.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Kızılay Haftasıyla İlgili Konuşma Metni
  3. Veremle Savaş Haftasıyla İlgili Konuşma Metni
  4. Okuma Bayramıyla İlgili Güzel Konuşma Metni, Açılış Konuşması
  5. Kanserle savaş haftası resimleri, kanserle savaş haftasıyla ilgili resimler
  6. Kanser Haftası ile ilgili Şiirler - Kanserle Savaş Haftası Hakkında Şiirler - Kanser Hafta
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    KANSERİ BEYNİYLE YENEN ADAMIN HİKAYESİ

    Karaciğerinde tümör tespit edilen Dr. İstemi Nebol hiç ilaç kullanmadan, meditasyon yoluyla hastalığı yendi.

    Geçen yıl eylül ayında kanser olduğum anlaşıldı. Ameliyat oldum ama başarısız geçti. Bunu normal bir hastalık gibi gördüm, hiç ilaç kullanmadan meditasyon yöntemiyle kendi kendimi iyileştirdim

    Ben İstemi Nebol, 1944 yılında İzmir’de doğdum. 39 yıllık hekimim. 1967 İstanbul Tıp Fakültesi mezunuyum. Çapa Ortopedi Kliniği’ndeki ihtisasımdan sonra 6 yıl Almanya’da doktorluk yapıp, Türkiye’ye döndüm. Serbest meslek hayatına atıldım. Uzun süre Fenerbahçe Kulübü’nün spor hekimliğini yaptım. Alman Hastanesi’nde ortopedi doktoru oldum. Kanser; özel olarak hekimliğimi sürdürürken, aniden ‘pat’ diye karşıma çıktı. Ameliyatım işe yaramadı, tedavi sırasında hiç ilaç kullanmadım ve kanseri yaşam enerjimi artırarak beyin gücümle yendim. Bu yöntemi tedavi metodu olarak kimsenin üzerinde uygulamadım ve uygulamayacağım. Ancak hastalığımı yenmek için; kendi kendime uyguladığım bu terapi yöntemini sizlerle paylaşmak istedim.

    Kanseri neden bilinen tedavilerle değil de; terapiyle yenmeyi tercih ettiniz?

    İstanbul ile Almanya’da yaptırdığım tetkikler ve tümörün ameliyatla çıkarılmayacak durumda olması nedeniyle, belki de başka şansım kalmadığı için beynimin gücüne inandım. Bu sayede yaşam enerjimi tekrar kazanarak bu yöntemi uyguladım.

    Hasta olduğunuzu nasıl öğrendiniz?

    Her şey 2005 yılının ağustos ayında başladı. Hasta olduğum tesadüfen ortaya çıktı. Bir diş iltihabım başladı, antibiyotik verildi ama o beni ishal yaptı. İlacı kestim, sonra hafif bir karın ağrısı başladı. Arkadaşlar bir-iki ilaç önerdi, on gün süreyle onları kullandım. Etkili olmayınca bu ilacı da kestim. Ertesi gün yemekten sonra başlayan ağrılarım kayboldu. Fakat sağ kasık bölgemde hafif bir ağrı ortaya çıktı. Apandisit olabileceğim aklıma geldi ama kendimi yanıltmak istemediğim için bir cerrah arkadaşıma gittim. Onun muayene ve kan tetkikinden sonra, apandisit olmadığım ortaya çıktı. O, benim durumumu çok önemsedi ve ültrasona girmemi istedi. Artık çorap sökülmeye başlamıştı. Arkadan tomografi, MR, tekrar dopler sonografi, akciğer CT ve sintigrafi tetkikleri yapıldı. Ve teşhis ortaya çıktı; karaciğer sağ lopta aşağı yukarı yumruk büyüklüğünde bir tümör vardı. Bu kanser anlamına geliyordu. Ayrıca portal vende (bağırsaklardan karaciğere giden ana damar) büyük oranda tıkanıklık yapan trombüs teşhis edildi. Kan tahlilinde tümör testleri çok yüksekti. Tıp dilinde HCC; yani kaynağı karaciğer hücresi olan kanserdim.

    İlk tepkiniz ne oldu?

    Eylül ayı başıydı, hastalığım kesinleşir kesinleşmez ilk iş olarak hemen psikiyatrist arkadaşımla temasa geçip, daha önce de öğrenmiş olduğum meditasyon vasıtasıyla yaşam enerjimi yükseltici çalışmalara başladım. Bu sırada normal günlük yaşamımı sürdürdüm. Hasta bakıyor, Caddebostan’daki muayenehanemde normal mesaide çalışıyordum. Bu arada Cerrahpaşa Karaciğer Cerrahisi Bölümü’nde tetkiklerim incelendi ve benim için ‘inoperabl’ yani ‘ame


    Ne hissettiniz?

    Bunu normal bir hastalık olarak gördüm ve ‘ben bunu yenerim’ dedim. Hastalığın ciddiyetini de beyin gücümü de biliyordum. Meditasyon yaptığımdan beri beyin gücüme inancım vardı. Hastalığımdan önce de bazı denemelerim olmuştu. Vücudumun belirli yerlerinde çıkan siğiller vardı ve onları beynimin gücüyle, hiç ilaç kullanmadan yok etmiştim. Siğiller, kendi kendine 20 saatte yok olmuşlardı.

    Tıp dünyasının teorilerinize bakış açısı ne oldu?

    Bu teorilerden onların haberi yoktu. Hastalarım üzerinde tedavinin yanı sıra tamamlayıcı tedavi olarak uyguluyordum, ayrıca kendim de tatbik ediyordum.

    Neden ameliyat olmak için yurtdışını tercih ettiniz?

    Kızımla birlikte internette araştırma yaptık ve Hannover Tıp Fakültesi’nden 19 Eylül 2005 için randevu aldım. Almanya’da uzun süre çalışmıştım ve burası bu konuda en iyi merkezlerden biriydi. Oradaki klinik şefi Prof. Dr. Klempnauer, yanında yardımcısı ve üç tane daha çalışan ile beş doktor nezaretinde beni kabul etti. Tetkiklerimi incelemişlerdi. Ve bana tümörümün yerinin iyi olmadığını, bu tümörü almak için karaciğerin sağ lobunun tamamen çıkartılması gerektiğini söylediler. Bu karaciğerin yüzde 60′tır. Doktor bana; ‘Karnınızı açarım, gözümle görürüm, elimle karaciğerinize dokunurum ve hayatınızı riske atmazsa sağ lobu çıkartırım’ dedi. Tüm şartlarını kabul ettim. Bir hafta sonra ameliyatım yapıldı. Ertesi gün doktorum ‘Tümöre bir şey yapamadım, ancak portel vendeki tıkanıklığı açtım’ dedi. Bu kanser dokusunun vücudumda kaldığının ifadesiydi. Ne yapacağımı sordum, o da bana parmağıyla yukarıyı işaret etti; bu ‘Tanrı bilir’ demekti…

    Hiç ümidinizi kaybettiniz mi?

    Hayır, aksine hastalığı yeneceğime olan inancım arttı. Başından beri yaptığım çalışmaya, bütün hızımla orada da devam ettim. Beyin gücümle bu tümörü yok etmek için yaşam enerjimi meditasyon ile artırma yöntemine daha çok ağırlık verdim. Altı ay sonra hiçbir ilaç kullanmaksızın tamamen beyin gücümle, karaciğerimdeki tümör yok olma noktasına geldi. Bu sırada yapılan takip ve tetkikler de bunu bütün açıklığıyla ortaya koydu.



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. KANSER İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKEN ON GERÇEK

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan kanser araştırmalarının sonuçları, kurumun resmi internet sitesinde ”Kanser Hakkında 10 Temel Gerçek” başlığı altında toplandı. Raporda, gelişmiş ülkelerin, erken teşhis ve tedavi olanakları nedeniyle, gelişmekte olan ülkelere oranla tedavide daha başarılı oldukları sonucu ortaya çıktı.

    WHO’nun ”Kanser Hakkında 10 Temel Gerçek” başlıklı çalışması şöyle:

    1- Vücudun çeşitli bölgelerini etki altına alan 100′den fazla kanser çeşidi bulunuyor;

    2 - 2005 yılında dünya genelinde hayatını kaybeden 58 milyon kişinin yüzde 13′ü olan 7.6 milyon insanın ölüm nedeni kanser;
    3 - Kanser sonucu ölümlerin yüzde 70′ten fazlası, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde meydana geliyor;
    4 - Erkeklerde ölümle sonuçlanan kanserlerde ilk beş sırayı şu kanser türleri alıyor: akciğer, mide, karaciğer, kolon, yemek borusu;
    5 - Kadınlarda ölümle sonuçlanan (bilgi yelpazesi.net) kanserlerde ilk beş sırayı şu kanser türleri alıyor: meme, akciğer, mide, kolon ve rahim;
    6 -Tütün ürünleri kullanımı, tüm dünyada en büyük ve önlenebilir kanser nedenidir;
    7 - Dünya genelinde kanserlerin beşte biri, rahim kanserine neden olan HPV virüsü ya da karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsü gibi kronik enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır;
    8 - Doğru zamanda teşhis edilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi durumunda, kanserlerin üçte biri tedavi edilebilmektedir;
    9 - Ağrı kontrolü ve destekleyici tedavi yöntemlerinin uygulanması durumunda, tüm hastaların hastalık sürecinde ağrı çekmemeleri sağlanabilir;
    10- Sadece sigara kullanmamak, sağlıklı beslenme, fiziksel olarak aktif olmak ve enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmesiyle, kanserin yüzde 40 oranında önlenmesi mümkündür
    KANSERDEN KORUYUCU BESİNLER, YİYECEKLER, ÇEŞİTLERİ, ÖZELLİKLERİ

    Domatesin Gücü

    Antikanserojen aktivite gösteren karotenoidlerden biri olan likopen, domateste bulunan vitamin A benzeri bir bileşik olup prostat, meme ve akciğer gibi bazı kanser türlerinde kanser riskini azalttığı yönünde araştırmalar mevcuttur. Likopenin antikansorejen etkiyi antioksidan özelliği ile yerine getirdiği düşünülmektedir. Son yıllarda 47 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, domates ve ürünlerini haftada 10 porsiyon ve daha fazlasını tüketenlerde prostat kanser riskinin yüzde 35 oranında azaldığı kanıtlanmıştır.

    1994 yılında İtalya’da yapılan bir araştırmada yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemi kanser riskini düşürdüğü bildirilmiştir. Likopenin en iyi kaynağı domatesten yapılmış ürünlerdir. Likopen, işlenmiş domates ürünlerinin (salça, ketçap, domates çorbası vs.) yağ ile birlikte tüketilmesiyle, vücut tarafından çiğ domatese göre daha iyi kullanılır. Çeşitli araştırmalarla kanıtlanan bu özellik, likopenin yağda eriyen bir besin öğesi olmasından ve domateste trans formunda bulunan likopenin pişirme veya benzeri işlemler sırasında cis formuna dönmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Likopen karpuz, greyfurt ve kayısı gibi kırmızı meyve ve sebzelerde de bulunur.

    Karoten Zengini Mandalina

    Yapılan çeşitli araştırmalar sonucu, mandalinada bulunan ve ona turuncu rengini veren karoten maddesinin sağlık üzerine birçok olumlu etkisi ortaya kondu. Japonya’da yapılan iki farklı çalışmaya göre karoten deposu olan mandalinanın, kansere yakalanma riskinin azalttığı bulundu. Mandalinanın bunun yanında karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azalttığı, mandalina suyu içen hepatit hastalarının ise karaciğer kanserine yakalanmadıkları tespit edildi.

    Brokoli, Karnabahar, Lahana Ve Brüksel Lahanası

    Bu gruptaki besinlerin yapısı oldukça karmaşık olduğu için, yapılarında bulunan kanser önleyen bileşikler veya bileşik toplulukları tam olarak açıklanamamaktadır. Kanser türleri arasında üçüncü sırada görülme sıklığıyla kolon kanseri ve Amerika’da yaşam boyunca her 6 erkekten birinde görülen prostat kanseri riskini azaltan bu besinler, yüksek oranda C vitamini, beta-karoten, lif, kalsiyum, folik asit ve birçok fitokimyasal madde içerirler. Bu besinlerin yapısında bulunan bileşikler DNA zedelenmesini baskılayan veya bloke eden enzimleri tetikler, tümör büyüklüğünü ve östrojen benzeri hormonların etkinliğini azaltır.

    Geçmiş Yılların İlacı, Sarımsak

    Sarımsak yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Sarımsağa karakteristik kokusunu veren ve biyolojik aktivitesinin çoğunu sağlayan içindeki allisin, allilik sülfitler gibi organik kükürtlü bileşiklerdir. Soğan ve sarımsakta bulunan bu maddeler karsinojenlerin atılımını arttırır ve tümör hücre çoğalmasını baskılayan enzimleri uyarırlar. Ayrıca sarımsağın antibakteriyel olduğu bilinmektedir.

    Sarımsağın bir başka bilinen özelliği ise midede bulunan Helikobakter Pilori adlı bakterinin üremesini önleyerek, bu bakterinin midedeki miktarını azaltmaktır.
    Bu bakteri mide kanseri ile ilişkilendirildiği için, sarımsak dolaylı yoldan mide kanserinden de koruyabileceği konusunda veriler bulunmaktadır. Çin’de geniş bir grupta yürütülen bir çalışmada, soğan ve sarımsak tüketimi ile mide kanseri gelişme riski arasında ters bir ilişki bulunmuştur. Kırk bin menopoza girmiş kadında yapılan bir çalışmada sarımsak tüketiminin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu bildirilmiştir. İtalya ve İsviçre’de yapılan araştırmalara göre soğan ve sarımsak tüketen yaşlı yetişkinlerin, barsak, yumurtalık, gırtlak ve böbrek gibi bazı kanser türlerine yakalanma risklerinin en düşük seviyede olduğu bildirilmiştir.

    Sarımsaktan en iyi şekilde faydalanmanın yolu, çiğ olarak doğrayıp tüketmektir. Sarımsağa uygulanan pişirme dahil çeşitli işlemler, sarımsağın sağlık için yararlı aktivitesini engellemektedir.

    Antioksidan Deposu Üzüm

    İnsan vücudunda meydana gelen birtakım olaylar sonucunda serbest radikaller oluşur. Serbest radikaller ise hücre hasarına neden olarak kanser gibi pek çok rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olurlar. Örneğin hücrenin yapısını oluşturan lipitleri etkileyerek, hücre zarını zedeleyebilir ve neticesinde hücrenin yapı ve bütünlüğünde bozulmalar meydana gelebilir. Ayrıca bir nükleik asit olan ve genetik bilgi taşıyan DNA molekülüne zarar vererek genlerde bozulmalara neden olabilirler. Serbest radikallerin bu gibi etkileri başta kanser olmak üzere, kalp damar hastalıkları ve diyabet gibi çok ciddi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

    Üzüm içerdiği flavonoid bileşenlere bağlı olarak potansiyel antioksidan (serbest radikalleri etkisiz hale getiren) etkinlik gösterir, bu özelliği nedeniyle plazma antioksidan kapasiteyi yükselterek oksidasyona bağlı DNA hasarını ve hücrelere zarar veren bileşenlerin düzeyini azaltır. Yapılan çalışmalar üzümün bu etkisinden dolayı başta kanser olmak üzere bir çok hastalığın oluşumunu önlediğini göstermiştir.


    Kanser Hücrelerinin Büyümesini Engelleyen Yeşil Çay

    Yeşil ve siyah çay, Camellia Sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilir. Yeşil çay, siyah çayla aynı bitkiden elde edilmesine rağmen; aralarındaki tek farklılık, işleme tekniğinden kaynaklanır. Siyah çay kurutulurken oksijenle tepkimeye girerken yeşil çayda bu işleme izin verilemez, dolayısıyla içerisindeki antioksidan maddelerin azalmasına karşı korunmuş olur. Her iki çayda da kafein bulunur, ancak yeşil çaydaki kafein oranı daha düşüktür.

    Çinliler sağlık durumlarını geliştirmek için yaklaşık 3 bin yıldır yeşil çay içmekteler. Yeşil çay özellikle Japonya ve Çin gibi Asya bölgelerinde tüketilmekte olup, sağlık üzerine olumlu etkileri ortaya çıktığından beri batı ülkelerinde de popülerlik kazanmıştır.

    Çaydaki antioksidan polifenolik bileşikler kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğu bilinmektedir. Çayda bulunan temel antioksidan madde kateşindir. Bu bileşik, kanser hücrelerinin büyümesi için gerekli olan enzimi bloke ederek kanser hücrelerinin büyümesini önler. Japon kadınlarda günde beş bardak ya da daha çok çay içilmesinin evre I ve II meme kanseri tekrarını azalttığı göstermiştir. Bazı araştırmalar ise yeşil çayın prostat, mide ve yemek borusu kanser riskini azalttığını belgelemiştir.




    KANSERE NEDEN OLAN YİYECEKLER, BESİNLER

    • Tatlılar, kekler, börekler, pastalar, poğaçalar, şekerler, çikolatalar yasak. Genel kural olarak beyaz unla yapılmış ekmek dahil her şey yasak kapsamında. Beyaz şeker, beyaz pirinç de aynı listeye dahil. Tuzu da bırakıyoruz.

    • Dana eti, tavuk etleri, koyun etleri, salamlar, sosisler, sucuklar, pastırmalar, sakatatlar yasak. Köfteydi, dönerdi, İskender de yok!

    • Peynirlere, tereyağlarına yaklaşmıyoruz. Kızartmalara dokunmuyoruz bile.

    • Hayvansal yağlardan uzak durduğumuz kadar, ayçiçeği - mısırözü gibi bitkisel yağlardan da uzak duruyoruz.

    • Sigara, alkol kesinlikle yasak.

    • Konserve, meşrubat, meyve suyu, hazır yemek gibi içine uzun ömürlü olması ve korunması maksadıyla kimyasal madde eklenmiş her şeyden kaçıyoruz.

    Ondan sonra OT GİBİ yaşıyoruz!

    En iyisi aşırıya gitmeden dengeli beslenmek. Değil mi?


  11. BEN KANSERMİŞİM ANNE

    Şimdi bir hastane odasındayım anne,
    Yapayalnız! tek başına, kimsesiz…
    Kahkaha seslerim beni terk ettiler anne,
    Şimdi hıçkırık, kuru öksürük, sessiz ağlama sesleriyle dost oldum.
    Geçenlerde tesadüfen aynaya baktım da!
    O şen, şakrak hallerimden eser kalmamış.
    Gözyaşlarım bile kurudu, şimdi kan ağlıyorum anne,
    Hani kestirmeye kıyamadığın, belik belik örüp okşadığın saçlarım vardı ya,
    Onlar bile bir bir döküldüler, beni terk eylediler anne!
    Güzel sesli, balıketli kızım diye severdin ya beni,
    Kurudum!
    Solmuş, yıkılmış, terk edilmiş , sessiz bir viraneyim.
    Vücudum mor benekler ve şişliklerle doldu anne!
    Yediğim o lezzetli aşure ve sarmaların yerini,
    Genzimi yakan acı ilaç tatları aldı anne!
    Sere serpe uyumama kızardın ya,
    Şimdi kedi yavrusu kadar büklüm büklümüm,
    Ağrıdan uyuyamıyorum anne!
    Küçüldükçe küçüldüm, küçüldükçe küçüldüm,
    Hala inanamıyorum anne!

    Büyüdükçe olgunlaşırsın demiştin ya!
    Ben birden olgunlaştım anne,
    İnan inan anne, ben olgunlaştım,
    Genç yaşta yaşlanmanın hüznü ile yoğruldum.
    Yaşam artık bana gülümsemiyor anne,
    Ben ona gülümsüyorum beni bırakma diye,
    O tek tek tüm umut ışıklarımı söndürüyor anne.
    İçim çok kötü oluyor,
    Gözlerim seni hatırladıkça nemleniyor anne,
    Tüm amaçlarımı maziye attım,
    Dost bildiklerimi benden önce gömdüm toprağa,
    Tek korkum; ya beni senin yanına gömmezlerse?
    Sende kanserden ölmüştün ya!
    Dünyam yıkılmıştı, yaşam bağlarım kopmuştu.
    Şimdi bende kansermişim anne!
    Var ama yok gibi bir şeyim, yaşayan ölü gibiyim.
    Hala inanamıyorum anne!

    Ben kansermişim anne!
    Artık bedenime söz geçiremiyorum,
    Beynim bana isyan ediyor anne.
    Dizlerimin bağı çözüldü, yürüyemiyorum,
    İnsanların acıyarak bakışlarında her gün binlerce kez ölüyorum anne,
    Ben beni kaybettim, kaybettim anne!
    O eski beni arıyorum, arıyorum,
    YOK! YOK! YOK!
    Yataklara bağımlı kaldım anne.
    Her şey önemini yitirdi,
    Tüm ışıkları söndürün, güneşin yüzüne kalın perdeler çekin,
    Gülen yüzler görmek istemiyorum!
    Yaşamak bittimi benim için anne,
    Yine içim dışıma çıkıyor,
    Kan kusuyorum!
    Kan kusuyorum!
    Bilirsin ya anne, beni kan tutardı!
    Artık aşina oldum kan ve kokusuna,
    Yine yine bir tuhaf oluyorum anne,
    Ellerim seni arıyor,
    Bu zor günlerimde yanımda mısın?
    Ne olurdu anne son kez başımı dizlerine koyup uyusaydım!
    Ah anne Ah!
    Ama kanser aldı seni benden,
    Beni de benden alacak yakında anne,
    Hala inanamıyorum!
    Hala İnanamıyorum!
    Ben kansermişim anne!
    Gülbahtiyar Doğaner



    DOKTOR KANSER DEDİ

    Özge uzatacaktı gece kokulu saçlarını,
    Annesi tarayacaktı gecenin kokusunu;
    Kendi gül kokusuna bulayacaktı.
    Doktor kanser dedi;
    Geceyi topladılar güllerden,
    Gül kokusu soldu...

    Özge bilmiyordu acının bu kadar acı olduğunu,
    Nerden bilsin daha umutlara boyanmış bir çocuktu o,
    Ölemeyecek kadar, acı çekemeyecek kadar çocuktu; masumdu...
    Azrail’in elleri sarılmıştı gırtlağına,
    Ama içindeki sevgiyi, umudu öldüremiyordu işte...
    Annesi her saniye nefesini yokluyordu
    Yaşıyor mu diye elleri titreyerek,
    Doktor kanser dedi ;
    Özge yavaş yavaş geceye karıştı, saçları gibi
    Annesi yavaş yavaş soldu, Özge'si gibi
    Ve artık hayat yoktu, Özge'min olmadığı gibi....

    Nazlı Gizem Çağlayan




    KANSERİM KANSER (ÖLÜMÜ BEKLEMEK)

    Ne yapsam nafile, zaman ki, dolmuş
    Durmadan gözümden yaş akıyormuş
    Farkında değilim hatunum görmüş
    Söyleyin aynalar bana ne olmuş
    Geceler gündüzler saatler durmuş
    Ölümü beklemek ne kadar zormuş

    Ümitsiz reçetem sizlere sağlık
    Nerden yakaladın kötü hastalık
    Bir çare olmuyor bu kadar varlık
    Buyursun Azrail kapım aralık
    Geceler gündüzler saatler durmuş
    Ölümü beklemek ne kadar zormuş

    Zamansız sararmış solmuş yaprağım
    Mezarım kazılmış yanda toprağım
    Son nefesime dek boğuşacağım
    Zor olmasına zor alışacağım
    Geceler gündüzler saatler durmuş
    Ölümü beklemek ne kadar zormuş

    Fevzi Okumuş


    KANSERMİŞSİN BABA

    inanamadım duyduklarıma,
    Hıçkırıklarım duvarlara çarpıyor,
    ama kimse farkında değil baba...
    gözyaşlarım sana akıyor,
    sen bilmiyorsun baba...

    yüreğim paramparça kristal,
    yanına gelemiyorum baba,
    bana dedin orada kal...
    ağlamayı bile beceremiyorum baba...

    ruhumu ezdi az önce efkarım,
    yalan olduğunu söyle baba...
    iyiyim de, avunurum, sana inanırım...
    kim derdi birgün sana ağlarım baba...

    senelerce kavga etmedik mi senle,
    oyun oynarmışız anladım baba...
    hiç yaklaşmadık birbirimize kinle,
    ben sana oğuldum, sen bana baba...

    yüreğim derin bi azaba düştü...
    iyiki beni görmüyorsun baba...
    gözlerime o çok kızdığın yaşlar üşüştü
    olmuyor elimde değil baba...

    haberini aldım az önce yandım,
    sen ne kadar söylemesen de baba...
    senelerce o kadar şey yaşadım,
    bu çok yordu be baba
    kansermişsin baba...
    bak yine sığındım yazdıklarıma,
    kaldıramadı yüreğim baba...

    bilirim Mevlam verir sabır,
    her şeye sabretmedik mi baba...
    açlık yokluk ve üstüne kahır,
    buna da dayanırım dimi baba...

    bilirim Mevlam büyüktür,
    anamdan sora sende kurtulursun baba...
    yüreğime kaldırması zor bir yüktür,
    yıkılma ayakta kal baba...
    sende beni bırakma baba...

    Ahmet Ali Dikmen


  12. AKCİĞER KANSERİ, AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİLERİ VE AKCİĞER KANSERİNİN TEDAVİSİ

    Belirtileri Ve Tedavisi

    Akciğerde başlayan kanserler iki ayrı tipe ayrılırlar. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri. Bu kanserlerin birbirinden ayırımı, hücrelerin mikroskoptaki görüntülerine göre yapılır. Her iki tip kanserde değişik şekillerde gelişip yayılır ve tedavi edilirler.

    Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri

    Küçük hücreli akciğer kanserlerinden daha yaygındır ve genel olarak daha yavaş gelişir ve yayılırlar. Bu kanserin 3 ana tipi vardır: Bu tipler arasında tedavi ve yaşam süresi açısından fark yoktur.
    Küçük Hücreli Akciğer Kanseri

    Bu kansere bazen de yulaf yulaf hücresi kanseri de denir. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserine göre daha az yaygındır. Bu tipteki kanserler daha hızlı gelişir ve vücudun diğer organlarına yayılması da daha fazladır.

    Akciğerlerde başlayan kanserler 2 tipe ayrılırlar. Mikroskop altında hücrelerin görüntüsüne göre küçük olmayan hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri. Her tip akciğer kanseri farklı şekilde büyür, gelişir ve tedavi edilir.

    Akciğer Kanserinde Risk Elementleri

    Akciğer kanser oluşumu tek bir sebebe bağlanamaz. Yapılan araştırmalar sonucu akciğer kanserinin birçok nedeni bulunmuştur Çeşitli faktörler akciğer kanser oluşumunda rol oynayabilir. . Bunların çoğu tütün kullanımıyla ilişkilidir Kanser bulaşıcı değildir. Bazı insanların akciğer kanser olma riski diğerlerinden daha fazladır. Aşağıdaki durumlarda kanser riski artmaktadır.

    Sigara içmek akciğer kanserine neden olur. Tütündeki zararlı maddeler (karsinojen) akciğerdeki hücrelere zarar verir. Zamanla bu zararlı etkiler hücrelerde kansere neden olabilirler. Bir sigara içicisinin akciğer kanseri olması; hangi yaşta sigara içmeye başladığı, (bilgi yelpazesi.net) ne kadar süredir sigara içtiği, günde içtiği sigara sayısı, sigarayı ne kadar derin içine çektiğiyle alakalıdır. Sigara içmeyi bırakmak bir kişinin akciğer kanseri olma riskini büyük ölçüde düşürür.

    Puro ve pipo; puro ve pipo kullananlar bunları kullanmayanlara göre daha çok akciğer kanseri olma riskine sahiptirler. Kişinin kaç yıldır puro veya pipo içtiği, günde kaç adet içtiği ve ne kadar derin içine çektiği, kanser olma riskini etkileyen faktörlerdir. İçlerine çekmeseler de puro ve pipo içicileri akciğer ve ağız kanserinin diğer tipleri için de risk altındadırlar.

    Pasif içiciler (tütün dumanına maruzkalanlar); akciğer kanseri olma riski pasif içicilik durumunda da artmaktadır.

    Asbest; Belli bazı endüstrilerde kullanılan ve doğal olarak fiberlerde bulunan bir mineral grubudur. Asbest fiberleri partiküllere ayrılmaya meyillidirler ve havada dolaşıp kıyafetlere yapışırlar. Bu partiküller solunduğu zaman akciğerlere yerleşirler ve orada akciğer hücrelerini zarara uğratırlar ve böylece kanser gelişme riskini artırırlar. Çalışmalar asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri gelişme riskinin maruz kalmayanlara göre 3-4 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Bu artış gemi inşası, asbest madenleri, izolasyon işi ve fren tamiri gibi endüstrilerde çalışanlarda gösterilmiştir.

    Akciğer kanseri olma riski asbest işçileri sigara içiyorlarsa daha fazladır. Asbest işçileri işverenleri tarafından temin edilen koruyucu malzemeleri kullanmak ve tavsiye edilen iş ve güvenlik prosedürlerini takip etmek zorundadırlar.

    Hava Kirliliği; Akciğer kanseri ile hava kirliliğine maruz kalmak arasında bir ilişki bulunmuştur. Ama bu ilişki açıkça tarif edilememiştir ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

    Akciğer Hastalıkları; Verem gibi bazı akciğer hastalıkları kişinin kanser olma riskini artırırlar. Akciğer kanserinin veremle etkilenen bölgelerde daha fazla gelişme eğilimi vardır.

    Hastanın hikayesi; Bir kere akciğer kanseri olan kişinin tekrar ikinci akciğer kanseri olma riski, hiç kanser olmamış kişiye oranla daha fazladır. Akciğer kanseri tanısı aldıktan sonra sigara içmeyi bırakmak, ikinci bir akciğer kanseri gelişmesini önleyebilir.

    Riskli meslekler; madenciler, tekstil, yalıtım ve tersane işçileri, petro-kimya, baca temizleyiciler, plastik sanayi işçileri, maden ve kaynak işçileri, çamaşır suyu üreticileri, cam seramik, muşamba ve batarya işçileri, boya, dökümhaneler, çelik işçileri

    Akciğer kanserinden korunmanın en iyi yolu sigara içmeyi bırakmak veya hiç başlamamaktır.

    Bulguların Farkına Varılması

    Akciğer kanserinin belirti ve bulguları:

    1- Bitmek bilmeyen ve zamanla daha kötüye giden bir öksürük

    2- Kalıcı göğüs ağrısı

    3- Kan tükürmek

    4- Nefes darlığı

    5- Hırıltılı nefes alıp-vermek.

    6- Sık sık zatürre veya bronşit olması ve geçmemesi

    7- Boyun ve yüzde şişkinlik

    8- İştahsızlık ve kilo kaybı

    9- Yorgunluk

    Bu bulgular akciğer kanserinden veya daha az ciddi durumlardan kaynaklanabilir. Bulguların bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Akciğer Kanserinin Tanı Konumu

    Belirtilerin nedenlerini bulmaya yardımcı olması için doktor kişinin geçirdiği hastalıkları, tütün kullanma ( sigara, pipo, puro vs.) durumunu, çevresel veya mesleki olarak maruz kaldığı maddeleri ve diğer aile fertlerinde kanser olup olmadığını sorgular. Göğüs röntgeni ve bazı testler isteyebilir. Eğer akciğer kanserinden şüpheleniyorsa balgam tetkiki (sputum sitoloji; akciğerlerdeki mukozadan derin öksürükle çıkan materyalin mikroskopta incelenmesi) ister. Bu tetkik akciğer kanserini tespit etmek için basit ve yararlı bir testtir. Doktorun kanserden emin olmak için akciğer dokusunu incelemesi gerekebilir.

    Biyopsi ile alınan küçük bir doku parçasının patolog doktor tarafından mikroskop altında incelenmesi kişinin kanser olup olmadığını (bilgi yelpazesi.net) gösterir.

    Bu doku parçasını almak için birçok yöntem vardır.

    1) Bronkoskopi: İnce ve ışıklı bir tüp (bronkoskop) hava yollarını görmek için ağızdan sokulur, hava yolları incelenir ve buradan küçük bir doku parçası alınır.

    2) İğne aspirasyonu: Göğüsten bir iğne sokularak tümörden küçük bir doku parçası alınması işlemidir.

    3) Torasentez: Bir iğne kullanılarak akciğerleri çevreleyen sıvıdan biraz alınıp bu örneğin incelenmesidir.

    4) Torakotomi: Kanseri tanımak için tümörden bir parça almak amacıyla göğüs kafesinin cerrahi müdahale ile açılmasıdır.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri