Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Davranışçı Terapiler davranışçı terapileri hakkında - davranışçı terapi - öğrenme kuramı - öğrenme kuramları - davranış değiştirme terapileri - d alıştırma tedavisi DAVRANIŞÇI TERAPİLER Deneysel

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Davranışçı Terapiler davranışçı terapileri hakkında - davranışçı terapi - öğrenme kuramı - öğrenme kuramları - davranış değiştirme terapileri - d alıştırma tedavisi

    Sponsorlu Bağlantılar




    Davranışçı Terapiler

    davranışçı terapileri hakkında - davranışçı terapi - öğrenme kuramı - öğrenme kuramları - davranış değiştirme terapileri - d alıştırma tedavisi



    DAVRANIŞÇI TERAPİLER

    Deneysel çalışmalarla geliştirilmiş, öğrenme kuramları referans alınarak; hayvan davranışlarının incelenmesinde kullanılan teknik ve buluşların klinik ortamda insan anormal davranış, düşünce, duygularının değiştirilmesi amacıyla kullanılmasıdır.
    İvan Pavlov, Edward Thorndike, Skinner yaptıkları hayvan deneylerindeki hayvan davranışlarından yola çıkılarak insan davranışına egemen olan öğrenme izah edilmiş, Olumsuz insan davranışlarının oluşum sürecine göre tedavi teknikleri geliştirmişlerdir.
    Bilimsel anlamda 1920 yılında Davranışçılık okulunun kurucusu John B. Watson’dur. Temel ilke uyaran - tepki modeli üzerine kurulmuştur. Tüm davranışlarımız ister açık ister kapalı olsun, tamamı öğrenme yoluyla sonradan kazanılmıştır. Bu yaklaşım insan davranışlarını sadece uyaran - tepki modeline göre izah etmektedir. Öğrenme ile ilgili birçok konuyu açıklığa kavuşturmalarına rağmen insan davranışlarını sadece uyaran - tepki prensibine göre anlamak ve izah etmek mümkün değildir. İnsan daha kompleks bir yapıya sahiptir.

    İnsan davranışlarının oluşması, davranışsal bir öğrenme olan Klasik Koşullama (İvan Pavlov), Edimsel Koşullama (Thorndike, Skinner) ve başkalarını gözleyerek öğrenme olan sosyal öğrenme ile izah edilmeye çalışılır. Bazı insan davranışları edimsel ve klasik koşullamanın öğrenme ilkelerine göre izah edilebilirken; birçok davranışın arkasında öğrenme ilkelerinin ötesinde bir takım karmaşık sistemler mevcuttur. Örneğin, depreme maruz kalan insanlar aynı bölgede, aynı şartlarda, aynı depreme, yani aynı uyarana maruz kaldıkları halde o insanların aynı tepkilerde bulunması beklenirken hepsi farklı tepki vermektedir. Bir kısım insan korku ve panik içine düşmekte, bir kısım depresyona girmekte, bir kısım öfkelenmekte, bir kısım inanç ve değer yargılarını değiştirmekte, bir kısım pencereden atlamakta, bir kısmı yatağından bile kalkmamaktadır.

    Klasik koşullama (İvan Pavlov); yeni bir uyaranın var olan bir uyaran – tepki ilişkisiyle eşleştirilmesiyle oluşur. Bu durumda normalde korkutucu olmayan bir uyaran (koşullu uyaran) korkutucu bir uyaranla eşleştirildiğinde korkutucu olmayan uyaranın korkutucu uyaran haline gelmesidir. Örneğin, kızımın önüne aniden bir alışveriş merkezinde mağaza kapı arkasından yüksek sesle bir palyaço çıkması üzerine kızım çok korktu. Bu olay sonrasında palyaço fobisi gelişti. Alışveriş merkezlerine palyaço olmaması koşuluyla gitmek istiyordu.

    Edimsel koşullama; yapılan davranış ardından olumlu pekiştireç (ödüllendirme) ya da olumsuz pekiştireç geldiğinde yaşanan koşullanma durumudur. Yani yapılan davranış sonucunda kişi bundan ya hoşlanır veya elem duyabilir ya da nötr bir duyguya sahip olabilir. Örneğin, özellikle bir kısım ergen danışanlarımda ebeveynleriyle ilişkilerinde çocukluğundan beri istediği yapılmadığında ağlayan üzülen bir davranış sergilediğinde anne ve baba dayanamayıp doğru bulmasa da istediğini yaptığında; hiç farkına varmadan ağlama ve dayatmaları ödüllendirilmektedir. Edimsel koşullama ile hayatı boyunca sızlanarak ve dayatarak istediğini yaptırma davranışı alışkanlık haline gelmektedir.
    Bir yönüyle araba kullanmayı, basketbol oynamayı, yemek yemeyi hatta konuşmayı ve yazmayı da edimsel koşullamayla öğreniriz. Bu öğrenme yaşantılarının her birinde amaca ulaşmak için pekiştirilen sınama yanılma denemeleri bulunur. Buna göre organizma için korku yaratan olay koşullu ve koşulsuz olsun birey bu uyarandan kaçınma eğilimindedir.

    Pekiştireç; bir davranışı kuvvetlendiren ya da zayıflatan uyarıcıların genel adıdır. Birincil pekiştireç; organizma tarafından öğrenilmemiş olan bir değişkendir. Su, susuz bırakılmış bir hayvan için birincil pekiştireçtir. İkincil pekiştireç organizma tarafından öğrenilen ve onu amaca ulaştıran kuvveti tanımlamaktadır. Para ve başarı ile ilişkilidir. Parasızlık ve başarısızlık olumsuz bir pekiştireç olarak tanımlanır. Çalışma şevkini kırar. Örneğin okula ve öğrenmeye yönelik olumlu çabaları pekiştirilen bir çocuk başarılı olma hazzı ile daha çok güdülenirken, başarı hazzından yoksun bırakılan çocuklar giderek çalışma ve öğrenmeye karşı olumsuz tutumlar sergilerler. Çocuklarda amaca uygun davranışlar pekiştirilmeli, amaca uygun olmayanlar görmezden gelinmelidir.

    Başkalarını gözlemleyerek, model alarak öğrenme ile ilgili olarak; örneğin kardeş kıskançlığından ötürü kardeşini döven çocuğuna karşı ebeveyn “kardeşini dövme” deyip onu döverse; sorunları dayak atarak çözme konusunda çocuğuna model olduğunun farkında olmayacaktır.

    Davranış değiştirme terapileri danışanlarıyla ilgilenirlerken temel koşullanma ilkelerini kullanırlar. Bunlardan sistematik duyarsızlaştırma, karşıt koşullama, alıştırma tedavisi metotları klasik koşullanmaya; jeton ekonomisi (ödül biriktirme tekniği), mola, premack ilkesi tedavi metotları edimsel koşullanmaya dayanır. Davranışsal alıştırma içerisindeki girişkenlik eğitimi, sosyal hüner geliştirme yöntemleri, model alma, taklit ve rol provası ise sosyal öğrenmeye dayanır. Danışana ilk önce gevşeme ve rahatlama yöntemi öğretilir. Sistematik duyarsızlaştırma (Joseph Wolpe, 1958) çalışmalarında, danışanların kaygıları azaltılarak, danışanları korktukları durum ve nesnelerle karşılaştırmaya yüreklendirme yapılır. Tedavi seanslarında, imajinasyon çalışmalarıyla kendileri için giderek daha çok korkutucu yaşam olayları ile karşılaştırılırken eşlik eden derin gevşeme çalışması oluşturulur. Karşıt koşullama sayesinde (ilk klinik gösterimi Mary Coverjones, 1924), uyarana karşı gösterilen tepki; aynı uyarana karşı değişik bir davranışın ortaya çıkması ile ortadan kaldırılır. Alıştırma tedavisi, kişiyi kaçınma davranışlarına neden olan yer, durum, nesne, düşünce, imajlarla yeterince süre karşı karşıya getirerek, kaçınma davranışlarının sönmesi ve alışma durumunun oluşmasını sağlamaktadır. Anksiyete ile başa çıkma becerileri kazandırmaktadır. Anksiyete bozuklukları, korkutucu olmayan bir uyaranın kişi ile korkutucu bir biçimde karşılaşması sonucu klasik koşullanmayla oluşur, edimsel koşullanma ile devam eder. Kaçınma davranışı anksiyetenin azalmasını sağlayarak kişiye ödül verir, olumsuz pekiştireç gibi rol alır.

    Sosyal öğrenme kuramcılarından Albert Bandura’ ya (Sosyal Bilişsel Kuram) ( 1978) göre, öğrenmeye bağlı davranış taklit, gözlem, model almayla oluşmaktadır. Bir davranışın taklit edilmesi bazı sosyo-psikolojik faktörlere bağlıdır. Taklit için bazı bazı sosyo- psikolojik faktörler;
    1. Davranış sonucunda olumlu - olumsuz pekiştireç alması.
    2. Kişinin bir davranışı gerçekleştirme sürecinde doyum ve haz duygusu düzeyi(güdülenme düzeyi) içsel güdülenme ve olumlu öz yeteneklerle ilgilidir.
    Kişinin öz yeterliğine ilişkin yanlış ya da eksik bir yeterlik algısına sahip olması, hem harekete geçmesini hem de davranışı sergileme performansını güçleştirir. Olumsuz öz yeterlik duygusu ile gerçek potansiyelini ortaya koyamaz. Olumlu bir kendilik algısı ve öz yeterlik bilinci kazanılması önem arz eder.
    3. Yaşam içerisinde sosyal çevreden edinilen davranışlarla ilgili izlenimler.
    4. Kişinin kendilik algısını belirleyen duygusal yaşantıların etkileri.
    5. Davranışı taklit edilen kişinin sosyal statüsü ve saygınlığı.
    6. Kişinin- erken çocukluk evrelerinde oluşan- bilişsel yapı ve şemaları.
    7. Kişinin içinde bulunduğu duygu durumu diyebiliriz.

    Bandura’ya göre insanlar sosyal çevreyi davranışlarıyla etkilemekte, aynı zamanda çevrede yer alan diğer insanların davranışlarından etkilenmektedir. Buna karşılıklı belirleyicilik denir.Bunları davranış, dışşal etmenler(ödül,ceza),İçsel etmenler(inançlar,düşünceler,beklentiler) diye ifade edebiliriz. Modeli oluşturan her bir kısım davranışlar, içsel etmenler - dışsal etmenler sürekli birbirlerini etkilerler. Örneğin; terapiye başladığım danışanlarımın bazıları anne, baba, eşinin ödül veya ceza niteliğindeki dayatmalarıyla gelmektedirler. Bazı danışanlar sırf eşini tekrar kazanmak için gelmektedirler. Bazı genç danışanlar anne veya babaları tarafından söz verilmiş bir l hediye için terapi süreçlerini başlatmaktadırlar. İçsel beklentileri terapiye kabul etmek istemesek de pahalı bir hediye verileceğinin söylenmesi durumunda dışsal etmenler baskın çıkar.

    Terapi içerisinde kendisi istemedikçe terapiye başlayamayacağını ifade eden, danışanı anlamaya çalışan, merakla dinleyen, eşit gören, paylaşan, özerk - bağımsız birey olarak kabul eden, danışan müsaade etmedikçe hiçbir bilgisini yakınlarıyla paylaşamayacağını ifade eden bir yaklaşım sonucunda karşılıklı, hoş, keyifli konuşma ve paylaşım ortamı oluşabilmektedir. Ayrıca danışanın da kendisi ile ilgili farkındalık ve içgörü geliştirme imkanı doğmaktadır. Terapiye ilk gelişlerindeki düşünce ve beklentileri, içgörü oluşturduktan sonraki geliş sürecinde önemli değişikliklere uğramaktadır.
    Bandura’ya göre insanların davranışları aynı zamanda sembolleştirme kapasitesi ürünüdür. Kişinin geçmiş yaşantılarına ilişkin izlenimlerle, geleceği kestirme becerisi olarak tanımlanır. Yani herhangi bir sorunla karşılaşıldığında her seferinde deneme yanılmayı kullanmak yerine olası sonuçları düşünür, olasılıkları hesaplar, hedefler belirler ve stratejiyi geliştiririz. Buna göre kişi geçirdiği yaşantılar aracılığıyla sonraki davranışlarına ilişkin öngörü kazanırken, referans sistemindeki bilişsel yapılarla kendini de şekillendirir.

    Bandura’ya göre öz yeterliğin oluşmasında, öz düzenleme(self regulatory) ve öz yansıtma( self reflective) önemlidir. Öz düzenleme ilkesi, insanın davranışlarını başkalarının tepkilerine göre şekillendirmesi anlamı taşır. Öz yansıtma ise, insanın kendi bütünlüğüne ilişkin düşünce ve yargılarıyla biçimlenen algısını tanımlamaktadır.
    Öz yeterlikte sonuç beklentisi; insanların eylemlerinin belirli bir sonuca yol açmakta ne derece başarılı olacağına dair beklentileridir. İkna beklentisi ise, insanların istedikleri bir sonuca ulaşıp ulaşmamakta ne derece başarılı olacaklarına dair inançlarıdır. Kısacası bir şeyin olacağına inanmakla kişinin gerçekleştirebileceğine inanması arasındaki farktır.
    İkna beklentilerinin kaynakları;

    1) Harekete geçirecek üstünlük deneyimleri(gerçek performanslar). Yüksekten suya atlayan birinin korku duyması sonucunda bunu daha önce de yaptığını kendisine hatırlatarak tekrar yapabileceğine inanmasıdır.
    2) Dolaylı deneyimler; eğer yapıyorsa, ben de yapabilirim.
    3) Sözlü ikna; yapabilirsin diye ikna etmek.
    4) Fizyolojik ve duygusal durumlar.

    İnsanların sorunlarla başa çıkmaları çaba harcamaları ve ısrarcı çabaları sorunu düzeltebileceklerine dair inançlarıyla belirlenir. İnsanların öz yeterliğine ilişkin algısı, kişiliğini yansıtmayabilir. Beklenti ve gereksinimleri ile davranış seçimi arasında uyumsuzluklar da oluşabilir. Bu insanların içsel güdülenme düzeyleri de düşüktür. Bu nedenle herhangi bir problem ile karşılaştıklarında duydukları kaygı ve güvensizlik yüzünden gerekli sabır ve dayanma gücünü gösteremezler.

    Dr .Mehmet Tekneci

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Ablası Gülsüm'e Hangi Öğrenme Tekniklerini Uygulamıştır Başka Hangi Öğrenme Yöntemlerini K
  3. Okul No Öğrenme
  4. Bilişsel Terapiler bilişsel terapi hakkında - bilişsel terapiler - bilişsel terapi nedir -
  5. Sunuş Yoluyla Öğrenme Metodu - Sunuş Yoluyla Öğrenme Nedir - Sunuş Yoluyla Öğretim Stratej
  6. Öğrenme Kuramları
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri