Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ramazan da kazandıklarımız nedir ramazan ayında kazandıklarımız nelerdir bir insan ramazan ayında neler kazanır ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Ramazan ayında ne yapılmalı Ramazan

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Ramazan ayında kazandıklarımız

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Ramazanda kazandıklarımız

    Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan Ramazan-ı Şerifin de son günlerindeyiz.. Bu mübarek ayda, nefsanî arzularımıza gem vurduk. Dini görevlerimizi yerine getirmeye çalıştık. Böylece dinimizin güzellikleri, gönüllerimizde yer etti. Tahrip olmuş olan manevi duygularımız yeniden canlandı. Yaz mevsiminin tüm zorluklarına rağmen umarız Ramazan ayı, orucuyla, teravihiyle, Kur’an tilavetiyle, zekat ve fitresiyle bizi Allah’a yaklaştırmıştır.

    Rahmet ayına henüz veda ettiğimiz şu günlerde, elde ettiğimiz manevi güzellikleri korumalı ve Yaratıcımıza karşı kulluk bilinci içerisinde olmalıyız. Mü’minin var oluşundaki ana gaye Rabbine ibadet etmesidir.

    İbadet, Allah’a kulluk etmektir. Allah’a kulluk; Allah’ın insana vermiş olduğu sonsuz nimetlere karşı, insanın O’na boyun eğmesi ve O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmasıyla gerçekleşir. Bu çerçevede, Allah’a iman dahil olmak üzere, her türlü salih amel, bir ibadettir. Bir de namaz, oruç ve hac gibi vakte ve şekle bağlı ibadetler vardır. Bunların yerine getirilmesi farzdır, yani zorunludur. Terk edilmesi ise haramdır. Allah’ın bu ibadetlere bir ihtiyacı yoktur. İhtiyacı olan bizleriz. İbadetler, Rabbimizle aramızda manevi bağ kurar; O’na saygımızı ifade eder. Ve bizi her türlü kötülüklerden muhafaza ederek, birbirimizle olan münasebetlerimizin sağlıklı ve güzel olmasını sağlar.

    Daha birçok hikmeti olan bu ibadetleri, asıl yerine getirme sebebimiz ise, bunları Yüce Rabbimizin emretmiş olmasıdır. Gönül dünyamızın sükunete ermesi, Allah’ı unutmamaya bağlıdır. Ra’d Suresi 28. Ayette bu açıkça belirtilir: “İyi bilin ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” Bunun için bir başka ayette “ölüm gelinceye kadar Rabbimize ibadet et”memiz emredilmiştir.

    Bunun yanı sıra ibadet, Allah’ın bizim üzerimizdeki hakkıdır. Bu hak, Ramazandan Ramazana ödenecek bir görev değildir. Bilakis, bir ömür boyu devam etmesi gereken bir vazifedir. Çünkü ibadette aslolan; az da olsa devamlı olmasıdır. Sevgili Peygamberimizin; “Allah’ın en çok sevdiği ibadet, az da olsa devamlı olanıdır” şeklindeki hadis-i şerifi de bize yol göstermektedir.

    Bütün bunlardan çıkaracağımız başlıca sonuç, ibadetlerimizi sürekli hale getirmektir. İbadette ihmalkâr davranan, Allah’ın yasaklarına karşı hassasiyeti kaybeder. Böylece Allah ile arasındaki bağı kopar.

    O halde, Ramazandan sonra da ibadetlerimize devam edelim. Tövbe ile arındırdığımız gönüllerimizi günahlarla tekrar kirletmeyelim. Ramazana veda etmenin, nefsin isteklerine yönelmek olmadığının bilincinde olalım. Dünya telaşı ile ibadetlerimizi aksatmayalım .Dünya hayatımızın ne zaman sonlanacağı belli değil.ÖLÜMÜN ne zaman geleceği bilinmiyor.Aslolan ebedi hayatımız için çalışalım.İbadetlerimize ve güzel hasletlerimize devam edelim.

    İyilik de kötülük de karşılıksız kalmaz

    Dinin ve akl-ı selimin, iyi ve güzel gördüklerine iyilik (maruf), kötü gördüklerine ise kötülük(münker) denilir. İyiliği yapmak ve iyiliği emretmek, kötülükten sakınmak ve kötülükten men etmek, insan olmanın ve müslümanca yaşamanın tabii hallerindendir. İyilik, İslam fıtratına göre yaratılan insanın asli ve zaruri bir faaliyetidir. Kötülük ise aslından uzaklaşan insanın arızi bir kusurudur. Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

    “İyilikle kötülük bir değildir. Sen (kötülüğü) en güzel şekilde önle. O zaman seninle aranda düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost olur.”(41/Fussılet, 34) Kasas Suresinin 77. ayet-i kerimesinde, “Allah sana nasıl iyilik yapmışsa sen de o şekilde iyilik yap” denilmektedir. Lütfu ve ihsanı sınırsız olan Allah gibi iyilik yapmak nicelik bakımından değil, nitelik bakımından mümkün olabilir. Yani Allah gibi, karşılık beklemeden, başa kakmadan, mümkün olanın en iyisini yaptığımızda Allah’ın istediği türden bir iyilik yapmış oluruz. Yaptığımız iyiliğin insanlar tarafından takdir edilmemesini fazlaca umursamamalıyız. Eski bir özdeyiş şöyledir;Yap bir iyilik at denize ,balık bilmezse HALIK (yaratıcı ) bilir.

    Yapılan hiçbir iyilik boşa gitmez. Yapılan hiçbir kötülük de insanın yanına kâr kalmaz. Allah Teala; “İnsan için ancak emeğinin karşılığı vardır ve yaptıklarının karşılığını mutlaka görecektir.” buyuruyor. Emeğin karşılığı iyilikse iyilik, kötülükse kötülük olarak belki bu dünyada, eğer bu dünyada olmazsa ahirette mükafat yada ceza olarak mutlaka bir karşılığı olacaktır. Mahkeme-i Kübra, ilahi adaletin noksansız gerçekleşeceği yerdir. O gün hiç kimseye en ufak bir haksızlık yapılmayacaktır. “Her kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür, her kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa onu görür” buyurulmaktadır.

    Peygamberimiz(s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Allah sizin bedenlerinize ve görüntünüze bakmaz. Allah sizin kalbinize ve amelinize bakar” buyuruyor. Kalp, iyiliğe niyetin yapıldığı ve iradenin davranışları yönlendirdiği bir merkez-dir. İnsanı hem Allah katında hem de insanlar arasında yüceltecek olan iyi ve güzel davranışlardır. İyilik sahibi yaptığı iyiliklerle kendi davranışlarını süslediği için öncelikle kendisine iyilik yapmış olmaktadır. Aynı şekilde kötülük de, sahibini küçük düşürerek, başını çeşitli belalara sokarak en fazla failine zarar verir. Bu sebeple iyilik, başkalarının beğenisini kazanmak için değil, kendisine iyi davranmak yaraştığı için yapılmalı, kötülükten de zarardan korunmak için sakınılmalıdır.

    Bir fiili, kurallara uygun olarak yapmak doğru, edep ölçülerine göre yapmak güzel, yararlı bir şekilde yapmak iyidir. Aynı şekilde bir fiili kural dışı yapmak yanlış, edep ölçülerini aşarak yapmak çirkin, zararlı bir şekilde yapmak ise kötüdür. İyilik de kötülük de insanın elindedir. Bizim görevimiz ise insanlara iyiliği emretmek, kötülüklerden de sakındırmaktır.

    Hayata dair…

    Alemde kırık gönülleri onaran, eksiklikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya gücü yeten, her izi olanı, her izi bulunmayanı gereği gibi gören Allah'tan başkasında gönlü bulamazsın. Çünkü Allah, gönlü ev edinmiştir... HZ. Mevlana

    Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.. HZ.Mevlana



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri