Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Sağlık lı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı İstanbul Barosu’nda Çevre ve Kent Hukuku Komisyo’nda Başkan Yardımcısyım. Baro Başkanımızın isteği üzerine tarafımızdan hazırlanan ve İstanbul
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı

    Sponsorlu Bağlantılar




    Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı


    İstanbul Barosu’nda Çevre ve Kent Hukuku Komisyo’nda Başkan Yardımcısyım. Baro Başkanımızın isteği üzerine tarafımızdan hazırlanan ve İstanbul Barosu Basın Bildirisi olarak yayınlanan yazıyı sizlerle paylaşıyorum..
    “İstanbul ve Çevresinde yaşanan “sel felaketi” kentleşme (daha doğrusu kentleşememe) kültürü üzerinde yeniden düşünmemizi zorunlu kılmaktadır. Dünyada yaşanan deneyimlerden yararlanmadığımız gibi bilimsel araştırmalara da değer vermiyoruz. Oysa bu deneyimlerden yararlanıp, bilimsel verilere göre hareket edilse, meydana gelen doğa olaylarından daha az etkilenir, böylesine büyük kayıplar vermeyiz. Aslında yaşananlar selin sebep olduğu zararlardan çok yetkili kurum ve kuruluşların ihmal ve gerekli önlemleri almamalarının bir sonucudur.
    Anayasamızın 56. maddesi gereği herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
    Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir.
    Meydana gelen sel ve alt yapı felaketi bir uyarı olarak değerlendirilip yaklaşan Marmara depremi için hala gerçekçi ve önemli bir girişimde bulunulmamış olması da imar ve planlama sorunlarının büyüklüğünü karşımıza çıkarmaktadır.
    Burada önemle üzerinde durulması gereken kentleşmenin plansız değil planlı olması, bu planlamanın bilimin ışığında, kentin tarih ve kültür değerlerini, doğanın yapısını ve topografyayı dikkate alarak yapılmasıdır. Kentleşme ve toprağın değerlenmesi hiç bir şekilde birbirinden ayrılamaz. Kentleşmenin tek olumlu çözümü planlamadır. Planlama ise kent arazisi üzerinde yapılmaktadır. İstanbul için yapılacak planların, yalnızca İstanbul’u değil tüm Marmara ve Trakya bölgesini içine alan bölgesel planlar olarak tasarlanmasında, uygulanabilirlik ve nüfus denetimi bakımından zorunluluk vardır. İstanbul’un eğitim-kültür-sanat-ticaret ve turizm kenti olacak şekilde yeniden planlanması, sanayinin İstanbul ve çevresinin de dışına çıkartılması, nüfus artışının durdurulması gerekmektedir. İstanbul’a yeni yükler yüklenmemeli, şehrin üzerindeki nüfus ve yapılaşma yoğunluğu denetim altına alınmalı ve seyreltilmelidir. Bu nedenle 3. boğaz köprüsü de, yeni ve düzensiz yapılaşmalara ve nüfus artışına yol açacağından, bir an önce bu projeden vazgeçilmeli, deniz ulaşımı kanalları kullanılmalıdır. Olası deprem veya başka istenmeyen doğa olaylarının meydana gelmesi halinde yeni acı, pişmanlık ve benzeri konuları konuşmamak için önlem alınması zorunludur.
    Kent planlamaları ve imar düzenlemeleri rant aracı olmaya devam etmektedir. Bu böyle devam ettiği sürece sürdürülebilir kentleşme ve sağlıklı imar uygulamaları gerçekleştirilemez. Yönetim anlayışı olarak bu alışkanlıklardan vazgeçilmelidir. Topraktaki özel mülkiyet hakkı kentsel gelişmeyi yönlendiren, rant yaratmayı ve bu rantlara el koymayı belirleyen bir hak olmaktan mutlaka çıkarılmalıdır. Bu anlamda kentsel toprak getirileri toplumsal bir değer olarak algılanmalı ve kabul edilmelidir. Nüfus artışından ve kentin büyümesinden dolayı ortaya çıkan arsa getirileri belli şirket veya sayılı bireylerin değil, tüm toplumun yararına sunulmalıdır. Bu getirilerin “kamu yararı” ilkesi doğrultusunda topluma geri dönüşü de sağlanmalıdır.
    Bu bağlamda öncelikle alınması gereken önlemler şu şekilde sıralanabilir:
    • Dere yataklarının, su kaynaklarının, ağaç ve endemik bitki örtüsünün korunması, yaşamın korunması demektir. Dere yataklarının içinde, orman alanlarında, su kaynakları çevresinde ve deniz kıyılarında yapılaşmaya göz yumulmamalı ve izin verilmemelidir. Bunların önüne mutlaka geçilmelidir.
    • Bu olaylarla bir kez daha ortaya çıkmıştır ki personel servisleri Karayolu Taşıma Yönetmeliği’ne uygun değildir. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği koşullarının iyi denetlenmesi, devletin en temel görevi olan yaşama hakkını koruma bakımından oldukça önemlidir.
    • Yaz aylarında özellikle tarım işçilerinin çağdaş bir ülkeye yakışmayan şekilde bir eşya gibi yük kamyonlarının kasasında taşınmaları ve oluşan kazalarda bu insanların yaşamlarını yitirmeleri artık son bulmalıdır. Bu konudaki denetimler sıklaştırılmalı Karayolları Trafik Yasası’nın gerekleri yerine getirilmelidir.
    • Sel felaketinde çevreye yayılan kimyasal atık depolarından sürüklenen kimyasal ve tehlikeli atıklarla ilgili halk ve kamuoyunun aydınlatılmamış olması da ayrı bir felakete sebep olabilir. Çevre sağlığı ve insan sağlığı açısından oldukça tehlikeli olan bu durumla ilgili bir an önce tedbir alınıp tehlikenin kontrol altına alınması ve bu tür atıkların mutlaka özel yöntemlerle toplanması gerekir. Zira gelişi güzel toprağa ve suya karışabilen bu kimyasallar çevre ve insan sağlığı açısından tehlikeli boyutlara ulaşabilecektir.
    • Kentte her türlü olasılığın gözetilmesi ve olası sel durumuna göre göstere göstere gelen felaket konusunda vatandaşların önceden uyarılması, afet erken uyarı sisteminin gereği gibi çalıştırılması gerekir. Ancak bu son olayda da görülmüştür ki bu konuda da ciddi eksikler bulunmaktadır.
    Dere yataklarına kurulu olan iş yerlerine ruhsat vererek bu alanlarda mal ve can kaybına neden olan kişi ve kurumlar hukuka uygun davranmayarak yaşama hakkını hiçe saymışlardır. En temel insan hakkı olan yaşama hakkını dahi sağlayamayan ilgililer ve sorumlular hakkında hukuki yaptırımların uygulanması gerekmektedir.
    Anayasa ile güvence altına alınmış sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı böylesine kolay terk edilemez. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin başta gelen görevleri arasında yer alır.
    Yaşanan sel ve alt yapı felaketinde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine baş sağlığı diler, ülkemize ve milletimize geçmiş olsun derken, bu ve benzeri olayların yaşanmaması için ivedilikle önlem alma konusunda sorumlu kurum, kuruluş ve yetki sahiplerini İstanbul Barosu olarak görevlerinin gereğini yapmaya çağırıyoruz.
    İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI”




    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Yaşama Hakkı İle İlgili Kompozisyon
  3. Demokratik Yönetimlerde Yaşama Hakkı, Kişi Dokunulmazlığı Hakkı, Din Ve Vicdan Özgürlüğü İ
  4. sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı için yapılabilecekler nelerdir
  5. Çocukların Yaşama Hakkı
  6. Yaşama Hakkı Nedir Kısaca
  7. Paylaş Facebook Twitter Google

  8. Misafir Üye





    Sponsorlu Bağlantılar




    çok uzun ama çokk işime yaradı teşekkürler B)



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri