Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Utanmak , insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir. Utancından dolayı yanakları kızaran bir insan , gerçekten ve hala insan olduğunu gösteriyor demektir. Bu güzellik bütün insanlara

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir

    Sponsorlu Bağlantılar




    Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir.
    Utancından dolayı
    yanakları kızaran bir insan, gerçekten ve hala insan olduğunu gösteriyor
    demektir.
    Bu güzellik bütün insanlara yakışır ama, asıl hanımların süsüdür.
    Bu gerçeği, açıkça ve ilk ifade eden Güzeller Güzeli’dir.
    Halkımız da, o nebevi ifadeden ilhamla, utangaç, iffetli, edepli ve hayâlı
    delikanlıları tarif etmek için, “Kız gibi çocuk” der.
    Ne yazık ki, şimdi utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor.
    Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir nesil…
    Utandırması gereken, ahlaksızlık, faziletsizlik, haksızlık, merhametsizlik
    ve sevgisizlik değil midir?
    Şimdi, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar, eksik ve
    noksan olarak görülüyorlar.
    Rahmetli Necip Fazıl Bey, Kahraman Maraş’taki bir konferansında, “Pek
    yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecektir” dediği zaman, o zamanın
    gençleri olan ben ve arkadaşlarım, bu cümleyi çok yadırgamış ve bir türlü
    kabullenememiştik.
    Ama Şairler Sultanı, bir şair hassasiyetiyle demek ki bugünleri görüp haber
    vermiş… Şimdilerde, giderek utanmaya yabancılaşan ve hatta bazı kesimlerde,
    maalesef, UTANMAKTAN UTANAN bir nesli hep birlikte ayan beyan görmekteyiz.
    Güzeller Güzeli Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Haya imandandır”
    buyurur… Ancak günümüzde, hayânın bir insani güzellik olarak yaşanılması bir
    yana, artık kelimesi de dilimizden ve lügatimizden kalkmaktadır.
    Sahi, dilimizde kaldı mı hayâ? Ya hayatımızda…
    Dilimizde olmayan hayatımızda bulunur mu ki?.. Önce kavramlar kalkıyor
    âlemimizden sonra da yaşanan manaları…
    Her insani güzellik gibi, hayânın, utanmanın ve bu güzelliklerden dolayı
    yüzlerin kızarmasının temelinde İMAN vardır. Görürcesine bir Allah ve ahiret
    imanı yoksa, ne utanma kalıyor, ne de hayâ… Çünkü insanı sınırlayan ve
    kurallara bağlayan imandır.
    Eğer insana iman hâkim değilse, egemenlik nefsin ve işbirlikçisi olan
    Şeytan’in eline geçiyor. Nefs ve Şeytan ortaklığının en önemli silahı ise,
    utanmazlıktır.
    Utanmazlığı ele alıp, insan gibi değil, çok ayaklılar gibi yaşayanlar için,
    Akif’imiz şöyle der:
    “–Bir utanmaz yüz, kızarmaz yüz bütün sermayesi”…
    Niçin böyledir?
    Bu sorunun en açık ve net cevabı şöyle olmalı diye düşünüyorum:
    Allah’tan utanmayanı, kimden ve neden utandırabiliriz ki?..
    Ve bu hale gelmiş bir insanı, kötülükten, edepsizlikten, ahlaksızlıktan
    nasıl vazgeçirebiliriz ki?
    Batılı insan, Allah’tan uzaklaşıp da nefsinin kölesi olmaya yönelince,
    birçok insani özelliklerini de birer birer terk etmeye başladı. Fakat en
    önce ve hemen terk ettiği güzellik, hayâ duygusu oldu… Hayâ gidince ne ayıp
    kaldı, ne de günah… Ne yapsan caiz, ne etsen uygun, nasıl yaşasan güzel…
    Böylece hayat, kuralsız, sınırsız bir nefsaniyet yarışına dönüştürüldü.
    İnsan,Allah’ın kulu olmaktan kurtulup hürriyetimi kazanayım” derken,
    nefsinin kölesi olup, bütün varlığın esiri durumuna düştü. Bir başka
    deyişle, insan, Allah’tan uzaklaşınca, insanlıktan da uzaklaştı. Allah’tan
    ve dolayısiyle de insanlıktan da uzaklaşan insan, nereye yaklaştı?
    Allah’tan ve insanlıktan uzaklaşan insanın yaklaştığı yer, utanmanın bittiği
    yerdir. Böyle bir insan, haksızlıktan utanmıyor. Kan dökmekten,
    hırsızlıktan, kalp kırmaktan utanmıyor. Utanmıyor ve bu sebeple de her
    hayâsızlığı yapmakta kendini serbest hissediyor.
    Böylelerine, AR DAMARI ÇATLAMIŞ denirdi. Hala arsızlık diye bir şeyden
    bahsediliyor mu, bilmiyorum ama benim anacığım derdi ki:
    “–İnsanın manevi bir damarı vardır. Ar ve hayâ duygusu o damarı güçlü ve
    sağlam kılar. İnsan utanmazlığa başlar ve devam ederse, nihayet bir gün o
    damar çatlar… Ar damarının çatlaması, insanı insanlıktan çıkarır. Çünkü
    utanmaktan uzaklaşır ve artık yüzü hiç kızarmaz olur.
    Ar damarı, çaaat dile kırılınca, insanı kötülüğe götüren fren bozulmuş olur.
    Artık böyle birinin yapamayacağı kötülük yoktur. Suçüstü yakalasanız bile,
    yaptığından asla utanmaz, hatta edepsizliğinden dolayı yüzüne tükürseniz
    bile, arsızca sırıtır da, suratına yağmur yağdığını sanır.”
    Bu gerçek de gösteriyor ki, hayâ imanın eseridir… Kesin ve kesintisiz bir
    Allah inancı olmadan, hayâlı olmak da mümkün değildir.
    Bu sebeple de, imandaki zayıflık, ilk önce utanma azlığı sonucunu
    doğurmaktadır.
    Batılı insan, Allah’tan uzaklaşınca nefsinin kölesi oldu. Allah’ın emirleri
    ve kuralları yerine nefsinin arzularını koyunca, ilk olarak utanma
    duygusundan sıyrılmıştır. Zira nefsinin arzularını sınırsızca yaşayabilmek
    için utanmaktan utanması gerekmektedir.
    Hayvanları bile utandıracak bir utanmazlık içinde, sadece benini,
    bencilliğini tatmin için yaşamaya başlamıştır.
    Bugün ortaya çıkmış olan acı gerçeği, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem
    asırlar önce haber vermişti:
    “–UTANMIYORSAN, DİLEDİĞİNİ YAP!”



    Bu hakikat, aslında bütün peygamberlerin ve Allah Dostlarının ortak
    ifadesidir.
    Bu gerçek iyi bilinirse, bu gün yeryüzünde yapılan zulüm ve bir damla petrol
    için akıtılan bin damla kan kolay anlaşılabilir.
    Giyinmeyi gereksiz gördüğünü gösteren kıyafetler içindeki kişiler de,
    durumlarında utanacak bir şey görmüyorlar.
    Yalancı yalanından utanmıyor.
    Hırsız, da hırsızlığından…
    Sonuç olarak da, utanma duygusu utanmazlığımızdan utanıp, bir bilinmez
    diyara hicret ediyor. Bizi de, utanmazlığın normal kabul edildiği bir
    yaşanılamaz, haksız, kaba ve katı bir hayat karşılıyor.
    Böyle olmasın, “Her insan her dilediğini sınırsızca yaşamasın!” dediğiniz
    zaman da, ünlü bir gazeteciniz çıkıp, “Biz hayvanlar kadar bile özgürce
    yaşayamayacak mıyız?”diye yazıyor…
    Oysaki hayvanlar kadar özgür olabilmek için gereken utanmazlık, sadece
    Şeytan’ın işine yarar… Utanmayı öğretemediğimiz çocuklar, Şeytan’ın rahatça
    yağmalamasına sunulmuş olur.
    Eğitim seminerlerimizde, anne–babalardan bazen şöyle bir şikâyet duyarım:
    “–Çocuğum çok utangaç,çok çekingen… Ne yapayım,onu nasıl açayım?..”
    Ben de bu sorulara genellikle şu cevabı veririm:
    “–Önce şunu iyi biliniz ki, utangaçlık kötü bir şey değildir. Böylesine
    utanmazlaşmış bir dünyada, ne mutlu o evlada ki, hala utanabiliyormuş… Zaman
    içinde, yaş baş geliştikçe, çocukluktaki utangaçlık zaten kendiliğinden
    törpülenir, azalır ve dengelenir. Ama siz şimdi çocuğun başarısını ve hayata
    uyumunu azaltan utangaçlığını abartır, tehlikeli bir hastalık gibi görür
    üstüne yürürseniz, belki çocuğu utanma duygusundan kurtarırsınız ama utanmaz
    yapma ihtimaliniz de ortaya çıkar. Asıl tehlikeli olan da budur. Çünkü her
    utanma, her utanmazlıktan daha iyidir. Bu duyguyu iptal etmek çok kolaydır
    ama tekrar diriltmek çok zordur.
    Bu sebeple, utanma duygusuna bütünüyle cephe almak çok tehlikelidir. Ancak,
    utangaçlık çok aşırı boyutlarda ise ve mesela okul başarısını engelleyecek
    boyutlara varmışsa, ancak o zaman müdahale edilmelidir. O halde de çok
    dikkatli olmalı, utanma duygusu rencide edilmemeli, büsbütün ortadan
    kaldırılacak biçimde hırpalanmamalıdır.
    İnsanlığın çektiği belaların temelinde, daima utanmazlık vardır. Mü’minin
    mizacında hayâ vardır. Yüce Yaratıcı’nın huzurunda kurulacak olan o Büyük
    Mahkeme’de utanmamak için, bu fani hayatta çok mahcup olur, fazla utanır ve
    her halinden hayâ sezilir.
    Utanmazlığın arttığı ve insanların adeta hayâsızlık yarışına çıktığı bir yaz
    mevsiminde, hanımların çıplaklığından şikâyet edenlere bir Allah Dostu şu
    ibretli tavsiyede bulunmuş:
    “–Evladım, madem onlar hadlerini bilememiş ve kendilerini sergilemişler…
    Peki siz, niçin bakışlarınızla onları örtmediniz…”
    Her ortamda ve her zaman, hayâda hayır vardır…

    Esselam Aleykum..


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Güzel ahlak sahibi insanın özellikleri, Ahlaklı insanın özellikleri
  3. Rüyada Utanmak Ne Anlama Gelir
  4. UTANMAK Rüyada Utanmak
  5. Utanmak İle İlgili Sözler
  6. Yemek Kalitesini hakkında Genel Bilgiler
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri