Hoşgeldiniz.

çok güzl olmuş elinize sağlık Allah bere ket versin Allah ellerinize dert vermesin Allah gönlünüzce versin bi ekmek parası Paylaş Facebook Twitter Google
  • 5 üzerinden 4.99   |  Oy Veren: 451      

  1. İsmini vermek istemeyen x
    Sponsorlu Bağlantılar


    Cevap: Laiklik Nedir Kısaca

    Sponsorlu Bağlantılar




    çok güzl olmuş elinize sağlık Allah bereket versin Allah ellerinize dert vermesin Allah gönlünüzce versin bi ekmek parası

    Paylaş Facebook Twitter Google

  2. kayıtsız kullanıı

    Bence tek üstü yazmak yeterli o kadar konuya girmeye gerek yok


  3. Misafir Üye

    iyi ödevimde az da olsa işime yaradı


  4. Misafir Üye

    Çok güzel yazmışsınız valla ellerinize sağlık


  5. Misafir Üye

    Laiklik din işleri ile devlet işlerinin ayrı tutulmasıdır. Mesela ; okuldaki bir türkçe öğretmeni birden seccadelerimizi çıkarmamız ve namaz kilmamizi isterse laiklik ilkesini çiğnemiş olur .veya bir imam ezan okurken milli eğitim bAkanı gibi okul ile ilgili bir bilgi verirse yine laiklik ilkesini çiğnemiş olur bu böyle gider


  6. Misafir Üye

    tşk ödevime yardım etti ama kısaca yazıyoruz en uzun çıkıyo


  7. TWcansu (kız)

    çok gzl yazmışsın bence bir site aç kendine ama senin kararın


  8. Misafir Üye

    Laiklik, devletin dinler arasında ve dini görüşlerle dini olmayan görüşler arasında pozitif veya negatif ayrımcılık yapmaması gerektiği temel düşüncesine dayanan siyasal ve hukuki ilke. Din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak, devlet işlerini dini prensiplerin dışında tutma.

    Laik kelimesi, Latincedeki “laicus” sözünden gelen “laik” deyimi, Türkçe’ye Fransızca’daki “laice” ya da “laique” sıfatından geçmiştir. İlk kullanıldığı batı dillerinde “dine ya da kiliseye ait olmayan” anlamını taşımaktadır. Kelimenin aslı Yunanca Laikos sıfatıdır. Yunancada, din adamı sıfatı taşımayan kişilere “laikos” denilmekteydi. Lügat manasıyla ruhani olmayan kimse, dini olmayan şey, fikir, müessese, sistem, prensip demektir.

    Meydan Larousse’un laiklik maddesinde "Laiklik, dinin kamu hayatı üstündeki etkisini sınırlamak amacını güder" denilirken devamında “devlet ile din işlerinin ayrılması; devletin din ve vicdan hürriyetinin gerçekleşmesi bakımından tarafsız olması” şeklinde ifade edilmektedir.

    Laikliğin diğer tanımı da daha geniş ve kapsamlı olanıdır. Laiklik, insanın inanç, ibadet, vicdan ve düşünce hürriyetinin devlet tarafından güvence altına alınmasıdır. Bir din veya mezhep mensuplarının başka din veya mezhep mensuplarına karşı ya da kişinin inanç, ibadet, vicdan ve düşünce hürriyetini yaşamasına yönelik her türlü baskı ve tahakkümü önlemek laik devletin görevidir.

    En çok bilinen şekliyle tanımlanışı ise; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Laik devlette devletin siyasi yapısını, hükümet ve idarenin işleyişini, toplumun yaşayışını düzenleyen kanun ve kuralları dini prensipler değil; bilimsel yaklaşımlar, toplumsal ihtiyaçlar ve hayatın gerçekleri tayin eder. Bu devlette din ise; tamamıyla fertlerin dini inançlarını kendi özgür iradeleri ile yaşamasını öngören ve bununla ilgili kuralları düzenleyen bir müessesedir. Bu bağlamda laiklik; dinsizlik olmadığı gibi din karşıtlığı da değildir.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Atatürk, "Bizim dinimiz en makul, en tabii dindir ve ancak bundan dolayı en son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uymaktadır" demek suretiyle dini kaygılarla laikliğe karşı çıkılmasının ne kadar anlamsız olduğunu vurgulamıştır.

    Zira laiklik, kesinlikle dinsizlik demek değildir ve devletin vatandaşlarına din ayrımı yapmaksızın hizmetlerini sunmasını gerektirir. Din ve vicdan hürriyetinin teminatı olan laiklik, herkesin istediği dini seçme ve gereğini yerine getirme hakkını öngörür. Bu temel prensiplerin ise İslam dini ile ters düştüğünü söylemek, ancak ve ancak İslam dininin, gerçekte ne olduğunu bilmemekle izah edilebilir.Yukarı

    Laikliğin tarihsel gelişimi


    Batıda, Hristiyanlıktan evvel devlet sistemi teokratikti, krallar ilah sayıldıkları için kudretli idiler, bundan dolayı tek bir otoritede din ve siyaset birleşmişti. Hukuk da dinden bir parça olarak düşünülür ve tatbik edilirdi. Eski Yunan sitelerinde ve Roma’da hristiyanlığa kadar aynı usul devam etmiştir.

    Hristiyanlık devrinin başlarında, din doğrudan doğruya vicdana, ruha hitap eden, insanların bu yolda inanç ve mutluluklarını temin eden bir yol olarak benimsetiliyordu. Hristiyanlığın yayılmaya başladığı tarihlerde, idari otoriteler bu anlayışa karşı her türlü caydırıcı tedbirler alıyorlardı. Fakat, Hristiyanlığın yayılmasını önleyemediler. Kiliseler ruhani iktidarın, dünya iktidarından üstün olduğu iddiasını geliştirerek idari iktidara sahip olmak istiyorlardı, bundan dolayı papa ile imparator ve kralların arası açıldı. Kilisenin amacı bir bakıma Tanrı devletini kabul ettirmekti. Önceleri İmparator ve krallar kilisenin nüfuzundan çekinip dini liderleri büyük yetkilerle yanlarına almakta yarar gördüler. Ancak 13. asırda idari otoriteler, kiliseleri kendilerine tamamiyle bağlamayı başardılar.

    15. asırda laik fikir hareketi gelişti. Bu gelişmede Hümanizma ve Rönasans hareketleri büyük rol oynadı.

    17. asırda Descartes’ın varolma, akılcılık felsefesi katolik kilisesinin kalıplaşmış verilerine karşı mantığı hakim kıldı. Bu asırda bir taraftan da rasyonalizm ile ampirizm çekişmesi doğdu. Ampirizm deneye önem verirken, rasyonalizm deneye başvurmadan evrensel ve ebedi gerçeği aramayı esas tutuyordu. Ampirizm, daha çok benimsendi ve yayıldı. Bu şekilde din, daha ziyade insanların inançlarında kalıp, bu inançlara saygılı olmayı öngördü, idare işlerine karışması önlendi.

    1789 Fransız ihtilali sonucu, insan ve vatandaş hakları beyannamesinde; “Hiç kimse dini dahi olsa inançlarından dolayı kınanamaz” denmişti.

    18. ve 19. asırda milli hukuk sistemleri din kalıbından tamamen kurtuldu, milli irade hakimiyeti laik idare fikrini kabul ettirdi. Devletin dini inançlarına karşı tarafsız kalması sağlandı. Din kurallarının metafizik anlayışı yanında maddeye dayanan dünya anlayışı hakim olmaya başladı. Bu sayede sanayileşmeye de yön verilmiş oldu.


  9. Misafir

    Bir müslüman laikliği benimseyemez, çünkü bir müslüman hem dünya işlerinde çalışır, yükselir hemde ahiret işlerini erteleyemez bir kenara atamaz yani din ve devlet ayrı yürümez. ...


  10. Misafir Üye

    Peki laiklik din ile devlet işini ayırdık diyelim , devlet işinde çalışırken dinsizmi çalışmak gerek ? Yada bu millet çanakkale mücadelesinde bu ruhu bu inancı laikliktenmi almıştı ? Yada şu en son haince darbe girişiminde bu millet şahadet şerbetini içmek için adeta yarışa girmişdi !!! acaba diyorum bunlar laik ruhlularmıydı . işde inancın büyüklüğü dinin kutsallığı . İnancı ve dini olmayan bayrağınada toprağınada sahip çıkamaz , çünkü canı daha kıymetli gelir O şuhuru içinde bulamaz


  11. Misafir Üye

    Çok teşekkürler çok yardım oldunuz


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri