Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

gezi türünde yazılmış kısa yazı örnekleri lazım bana Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Anı Türünde Yazı Örnekleri Kısa Hikaye Türünde Yazı Örnekleri Kısa Makale Türünde
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 11      

  1. Misafir Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Gezi Türünde Kısa Yazı Örnekleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    gezi türünde yazılmış kısa yazı örnekleri lazım bana

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Anı Türünde Yazı Örnekleri Kısa
  3. Hikaye Türünde Yazı Örnekleri Kısa
  4. Makale Türünde Kısa Yazı Örnekleri
  5. Paylaş Facebook Twitter Google






  6. Sponsorlu Bağlantılar




    Gezi Türünde Kısa Yazı Örnekleri

    Gezi Yazısı Örneği (1)

    KAYAKÖY

    Kayaköy bir zamanların Rum köyü. Ne yazık ki günümüzde tamamen terk edilmiş hatta harabeye dönmüş ölü bir köy olmuş.

    Kaya Köyü’nün günümüzdeki popülaritesi, antik dönem kalıntılarından öte, Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra mübadele sonucu terk edilen bir Rum köyü olmasından kaynaklanıyor. Burada yüzyıllar boyu Rumlar ve Türkler birlikte yaşamışlardır. Türkler tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sürdürürken, Rumlar ise zanaat ve ticaretle uğraşarak yamaçlarda kurulu evlerde yaşamlarını sürdürmüşler.

    Gezerken evlerin kapı ve pencerelerinin söküldüğünü, tavanların çöktüğünü görüyor ve duruma biraz üzülerek bazı Rum evleri, şapeller ve kiliseyi de gezdikten sonra yolumuza devam ediyoruz.

    Rotamız artık Dalyan…

    Gezi Yazısı Örneği (2)

    SAKLIKENT KANYONU

    Saklıkent tam bir doğa harikası. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden bir tanesi. Akdağ’ın eteklerinde kayalar arasında yer alan Saklıkent’in suyu, yaz aylarının sıcak dönemlerinde bile ayaklarınızı donduracak soğuklukta. Biz de araçtan iner inmez, suya kim girer, kim girmez bahislerini açmıştık zaten. Saklıkent kanyonu yüzyıllar boyu akan kar sularının açtığı ve yaklaşık 100 metre yüksekliğinde, 18 km uzunluğunda bir kanyondur. Adrenalin sevenler bu kanyonda zorlu bir tırmanış ve yürüyüş ile ilerleyebilirler. Ama strese girmeden kanyonun tadını çıkarmak istiyorsanız, hemen girişte, yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve kayalara monte edilmiş köprülerden yürüyerek köprünün sonunda buz gibi sular ile kucaklaşabilirsiniz.

    Biz giriş yaptığımızda havanın da biraz kapalı olmasından dolayı kanyon oldukça serindi, dolayısıyla suya kim girer, kim girmez iddiaları oldukça kızışmıştı. Fatih Bey’in hatırlatmalarını, kanyonun büyülü atmosferi sayesinde unutmuş ve terliklerimizle suya atmıştık kendimizi. Böylelikle Aylin ve Sevim iddiayı kaybettikleri için çayları ısmarlamak, biz de akıntıya kendini kaptırmış giden Alper’in terliğinin arkasından koşmak zorunda kalmıştık… o andan itibaren artık Alper bir çolaktı :-)

    Saklıkent’ten ayrılmak çok zor oldu bizim için, ama rotamız başka bir cennet, “Kelebekler Vadisi” idi artık…

    Gezi Yazısı Örneği (3)

    TLOS ANTİK KENTİ

    Burası Likya Federe Birliğinin altı büyük kentinden biri ve ayrıca birliğin spor merkezi. İçinde kazı işlemi tamamlanmamış bir de stadyum bulunuyor. Ayrıca Tlos, uçan kanatlı at Pegasus ile ünlenen mitolojik kahraman Bellerophontes’in yaşadığı kent olarak da bilinir. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun İ.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiştir. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlığı, Likya'nın en güzel ev tipi mezarlarındandır. Buradaki gezimizi bitirdikten sonra Saklıkent Kanyonuna doğru yola koyuluyoruz…

    Gezi Yazısı Örneği (4)

    Uçurumlu ve uzun bir yolculuk başlamıştı.O uçurumun altında görünrn ve kokusunu duyabildiğim o müthiş yeşillik. yeşili hiç görmemeiş dağlar yerini yemyeşil ağaçları giyinmiş uzun dağlara bıraktı.gittiğim yol o kadar kıvrımlıki kenerlerdan ormanın derinliklerini görebiliyorum.biraz sonra şehir görününyor uzaktan..boğazın en dar yerinde çanakkale.şehre girdiğimde çanak çömlek yapımının ünlü olduğu hemen anlaşılır.o toprak kokusu bunların yapımının nerden geldiğini belli etti.burayı geçtikten sonra avrupa kıyısına geçmek için feribotlara doluşmuş insanlar göründü.biz anadolu parçasındaki ageliboluya gidiyoruz.vapur hareket edince martılarda haman simit umuduyla vapura yaklaşıyorlar.denizde "çanakkale geçilmez"sözü tarihi,tarihimizi,bizi ve bizden öncekileri düşündürüyor.oradan geçerken tarih boyunca pek çok uygarlığın ve kanlı savaşların birbirini izlediği bu alan bizi kendimize getiriyor.biraz sonra savaşlarda ölen askerlerin anısına dikilmiş birçok anıt kendini gösteriyor.conk bayırı,mehmetçik anıtı,anıt bile olsa onu onu imşa eden taşlar sanki gururla duruyorlar.geliboluya yaklaştığımızda kemalyeri anıtı görülüyor.şahitlikten nare'ye oradanda deniz yolu ile kemealyeriye gitmek biraz yoruyor.deniz kenarında biraz dinlendikten sonra tekrar yola çıkıyoruz.çok büyük bir kale karşılıyor bizi.bu kez kilidübahire doğru gidiyoruz.kalenin en üst katına çıkıp Türk bayrağı altında n bakıldığında şehitlik görünüyor.şehitlik kayadereden tevfikiyeye kaar uzanıyor.kilidübahirden gelibolunun en uç noktasına abideye gidip alçı tepe parkında dinlendik.daha sonra kumkaleye 2 saatte gidip gezimizi bitirdik. (uçurumun kenarında olsan bile hayata gıcıklık olsun diye gülümse..



  7. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri