Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Tekalifi Milliye Emirlerinin Önemi Nedir Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Tekalifi Milliye Emirlerinin Uygulanması Tekalifi Milliye Emirlerinin Maddeleri Tekalifi milliye emirlerinin içeriği Tekalifi milliye emirlerinin
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 8      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Tekalifi Milliye Emirlerinin Önemi

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    MİLLÎ MÜCADELE’NİN MADDÎ KAYNAKLARI İÇİNDE TEKÂLİF-İ MİLLİYE’NİN YERİ VE ÖNEMİ

    Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları son derece güç şartlar altında bu mücadeleyi başlatmışlardı. Erzurum’dan Sivas’a hareket edileceği gün, Önder ve arkadaşlarının toplam 80 lira paraları kalmıştı. Emekli Binbaşı Süleyman Bey, cemiyetin para işleriyle uğraşan kişiye “Milletin selâmetinden başka bir dileğim yok. Bu parayı size veririm, fakat bu parayı verdiğimi ne Paşa ne de başka kimse bilmeyecek...” dedikten sonra biriktirdiği 900 lirayı vermesiyle yola çıkılabilmişti.

    Yeni dış borç bulma olanağı olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’nin savaşın finansmanında iç kaynaklara başvurmaktan başka çaresi yoktu. Millî Mücadele’nin harcamalarını 147 Milyon olarak tahmin eden Vedat Eldem’e göre, bu finansmanın % 63,9’u bütçe gelirlerinden, % 6,8’i bütçe dışı kaynaklardan % 15,7’si el koymalardan % 4,8’i bağışlardan, % 8,8’i Sovyetler Birliği’nin yardımlarından sağlanmıştır.

    Bu harcamalar, Ankara Hükümeti kurulduktan sonra yapılan harcamalardır, bundan önceki harcamalar büyük ölçüde bağışlarla karşılanmıştır.

    Millî Mücadele içinde, değişik vergilere yapılan zamlar, memur maaşlarının bir ay kanunla verilmemesi, maaş ve ücretlerin % 20 azaltılması gibi tasarruf önlemlerinin 46 savaşın gerektirdiği kaynak ihtiyacını karşılayamadığı için “ölüm kalım mücadelesinde” Tekâlif-i Milliye uygulamasına gidilmiş ve bir önceki bölümde de görüldüğü gibi önemli miktarda mal ve hizmet kazanılmıştır.

    Millî Savunma Bakanlığı bütçesi, 1920 yılındaki harcamalara göre 1921 yılında % 96 oranında artış gösterirken diğer dairelerin bütçe toplamı % 28 orarında azalma kaydetmiştir. 1921 yılında İkinci İnönü ve “Kütahya-Eskişehir Meydan Muharebesi” büyük ölçüde bütçe olanakları ile yürütülmüştür. Sakarya Meydan Muharebesi ise büyük ölçüde bütçe dışı finansman kaynakları ile karşılanmıştır. Tekâlif-i Milliye Emirleri ile halktan alınan veya el konulan ordu ihtiyacı malların sağlanması ve ulaşım yükümlülüğü şeklinde halk tarafından yapılan taşımaların yaptırılması için para ödenmiş olsaydı Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin 1920 yılına göre kaç kat artış göstereceğini kestirmek mümkün olmayacaktı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Tekâlif-i Milliye Uygulamaları Hakkında Görüşme ve Tartışmalar

    Mecliste, 8 Ağustos 1921 ‘de yapılan gizli görüşmelerde; Mersin Mebusu Selahattin Bey, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey ve Karahisar Sahip Mebusu Hulusi Bey, Tekâlif-i Milliye Komisyonlarının kurulup kurulmadıklarını ve bunun için ne gibi çalışmalar yapıldığını teftiş etmekle görevlendirildiler.

    Harp Komitesi’nin kurulmasına ilişkin takrir’in görüşüldüğü 14.12.1921 tarihinde Adana Milletvekili Zekaî Bey: “Tekâlif-i Milliye’nin zararlar tevlit ettiğini ve hesaba alınamadığını...” söyler.

    Maliye Başkanı Hasan Bey; “Henüz alınan 3 milyon hesabın tamamen arkasının alınamadığını” belirtir.

    Zekaî Bey devamla; “... ve her ne olursa olsun Tekâlif-i Milliyenin memleket iktisadını tamamen sarstığını felâketli neticeden heyet-i vekilenin mesul olduğunu...” iddia eder. Emirlerin Başkomutanlıkça verildiğinin hatırlatılması üzerine, (İstanbul Mebusu; Rıza Bey tarafından) görüşmeler; 30 milletvekilinden oluşan bir “Harp Komitesi” kurulması kabul edildikten sonra kesildi. “Harp Komitesi” malî denetim de dahil askerin iaşesinden idaresine kadar denetim görevini yürütecek komitelere ayrılarak görevine başladı.

    27 Ekim 1921 tarihinde Millî Savunma Bakanı Refet Paşa’nın; bir soru üzerine verdiği şu yanıt, Tekâlif-i Milliye Emirlerinin uygulamada olduğu sürede bile, içinde bulunulan maddî sıkıntıları ve bu uygulamaya

    ne denli ihtiyacımız olduğunu gösterir: “...Ordumuzun iaşe vaziyeti iddia edemem ki parlak denilebilsin. Fakat Anadolu’nun kanaatkar evlâdını temin edecek derecededir. Ordu aç değildir, Ordu doyuyor... Geridekiler ilk günlerde ileride bulunanlar lehine aç kaldılar... Fakat ileriye bir yerine iki yetiştirdik... Hiç bir zaman Ordu aç kalmadı. Her zaman bol bol ekmek yedi, bulgur yedi, pirinç yedi, bazan şeker yedi... Bilhassa hastahaneler için zahmet çektik. Biraz da fazla zahmet çekiyoruz... Hasta arkadaşlarımız bizden oldukları için, hastalığın mucip olduğu asabiyete rağmen, hastalarımız yine de şükrettiler. Millete şükrügüzar oldular...” .

    Bu konuda, özellikle T.B.M.M.’nin gizli oturumlarında ilginç tartışmalara rastlanmaktadır.

    Bir örnek olmak üzere; “Millî Mücadele” sırasında Türk halkının gösterdiği özveriyi, “Tekâlif-i Milliye Emirleri” uygulanırken bazı görevlilerin yaptıkları “suistimalleri” ve Hükûmet’e yöneltilen eleştirileri yansıtması bakımından Meclis’te yapılan konuşmalardan şu alıntıları vermeyi yararlı görüyorum :

    Ali Şükrü Bey (Trabzon) “... Millet Hükümetin vazifesini hakkıyla yaptığına ve ifa eylediğine kani olursa lâzım geldiği kadar fedakârlığını yapar. Efendiler; Mazhar Müfit Beye soruyorum, o da buna şahittir. Kayseri taraflarında tekâlif tatbik edilirken zevci askerde bulunan kadının ayağından şalvarını almışlardır. Bundan başka evinden kaşığı ile yağ almışlardır. Hükümet bu suretle yapanlar ve halkı soyanlar üzerinde ne gibi tedbirler yapmışlardır? Tahkikat yapmış mıdır, rica ederim? Yoksa halk bundan mağdur olursa o halka biz gömleğini nasıl ver diyebiliriz efendiler? Rica ederim halkı ezmekten başka bir şey yapılmamıştır.”

    Tahir Efendi (Kângırı) “Her memkette Tekâlif-i Milliye’de suistimal oldu.”

    Ali Şükrü Bey (Devamla) “Sonra efendiler, Tekâlif-i Milliye meselesinde bir adamın evinde yiyeceği olan on kıyye unundan bile tekâlif aldılar.”

    Osman Bey (Kayseri)- “Peynir bile topladılar.”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum)- “Efendiler; bugün davamızı Lehülhamd sonuna getirdik. ... Ve düşününüz ki efendiler bu uğurda Anadolu’da yanmış yıkılmış böyle millet yine 15 seneden beri harp içinde anaları babaları ağlayarak evlâtlarını düşünüyor ve elinde bulunan bir avuç bulgurunu da cepheye veriyor. Yalnız şuraya oturduğumuzdan beri 150 milyon lirasını aldık...”

    “...Memur zihniyetinde memlekette ben fayda tasavvur etmem. Evet bir kaşık yağa kadar alacaktır...”

    “...Fakat bir şey istiyoruz. Suistimal edilmesin, mahalline masraf olunsun ... İstikraz mümkün değil. Tekâlif-i Milliye ümitsizlik doğuruyor. Çünkü menfi gidiyor. Çünkü bir taraftan alıyor, bir taraftan satıyor. Benim bir kardeşimden Tekâlif-i Milliye alınıyor, fakat satılıyor. Hazineye gitmiyor efendiler. Bunu halk görüyor. Bunda da isabet yok...”

    “...Geçen sene Tekâlif-i Millliye 90 milyon iken, bu sene iki misline tezayüt etmiştir. Yüz milyon olmuştur. Köylüden öküz, hayvan, vesaiti nakliye olmak üzere 100 milyon lira alınmıştır ve sarf edilmiştir. Efendiler, bugün zannediyorum ki 100-150 milyon liralık bir masraf karşısındayız...”

    “...Ben size hakikati arz ediyorum ...Köylü ezilmiştir. Mahvolmuştur, yıkılmıştır. Çare arayın...”

    Tekâlif-i Milliye’nin yaratıcısı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 14 Eylül 1921’de “Millete” yayınladığı beyannamede “Millî Mücadele”nin, amacını, özellikle de Sakarya Zaferi’nin önemini anlatmaktadır. Beyannameyi, Tekâlif-i Milliye uygulamasının önemini anlattığı için özetle veriyorum:.

    “Mukaddes topraklarımızı çiğneyerek Ankara’ya girmek ve istiklâl-i memleketin fedakâr muhafızı olan ordumuzu imha etmek isteyen Yunan Ordusu, yirmi bir gün devam eden pek kanlı muharebelerden sonra Tanrı’nın yardımı ile mağlûp edilmiştir.”

    “...Türk Milleti’nin hayat ve istiklâline canavarca tecavüz edenlere lâyık cezayı vermek için Ordumuz sönmez bir azim ve celâdetle vazifesini ifaya devam ediyor.. “

    “...Hiçbir hakka istinat etmeyerek mübarek vatanımıza tecavüz etmekte ısrar eden Yunanlılar bu defa kral Konstantin’in hırs-ı saltanatını tatmin için memleketlerinin bütün kaynaklalırını açtılar ve para, asker malzeme hususunda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyerek aylarca hazırlandılar...”

    “Doğudaki çıkarlarını sürdürebilmek için masum kanları, dökülmesini arzu eden bazı yabancı dostlarının gizli ve açık yardımlarına, desteklerine dayandılar. Bu suretle meydana getirdikleri donanımlı ve mücehhez büyük bir ordu ile pervasızca Anadolu içlerine saldırdılar. Düşünmediler ki, Türklerin vatan sevgisi ile dolu olan göğüsleri, kendilerinin mel’ûn ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir... “

    “...Gerçekten, milletimiz düşmanın hazırlıklarına makabele için hiçbir fedakârlıktan çekinmedi. Ordumuzu takviye için para, insan, silâh, hayvan araba velhasıl her ne lazımsa büyük bir hevesle bol bol verdi. Avrupa’nın en mükemmel araç ve silâhları ile donanmış olan Konstantin Ordusundan, Ordumuzun teçhizat itibariyle de geri kalmamasını ve hatta ona üstün olabilmesi gibi inanılmaz mucizeyi Anadolu halkının fedakârlığına borçluyuz...”
    “...Canımızı ve namusumuzu almak üzere Haymana ovalarına kadar gelen düşman efradı esir düştükleri zaman âlicenap askerlerimizden ilk nida-yı istirham olarak bir parça ekmek istemeleri manzarası mağrur düşmanlarımızın akıbetini gösteren manidar bir levhadır. Bu derece azim bir hiss-î fedakârı ile topraklarını müdafaa eden milletimiz, ne kadar iftihar etse haklıdır. “

    Tekâlif-i Milliye uygulamasını ve önemini bir de, Millî Savunma Bakanı Refet Paşa’nın konuşmasından özetle veriyorum:53

    “...Bu ferdin Zaferi değil, milletin zaferidir. Ve asıl kağnı arabasıyla koşan, yavrusunu kucağında taşıyan köylü kadınının zaferidir. Şükranı bir defa daha resmen ve alenen tekrar ediyorum. Vatandaşlar, bugün zaferimizi resmen ilân ediyoruz. Konstantin ‘in tacı tehlikeye düşmüş Yunan Ordusu’nun tırnakları sökülmüştür... “

    Refet Paşa bu konuşmasında; Sakarya Zaferi’nin kazanılmasında en büyük payın köylülere düştüğünü, onların sayesinde bu savaşın kazanıldığını anlatır.

    Tekâlif-i Milliye Emirleri’nin uygulamasına Sakarya Savaşından sonra da, kesin barış sağlanıncaya kadar devam edilmesi hususunda Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın “Millete Beyanname” sinde bir mesajı vardır.

    “...Ancak silâhlarımızı, maksadımız tam olarak elde edildikden sonra bırakacağımızdan pek yakın olan bu mutlu ana kadar evvelce olduğu gibi bütün millet fertlerinin en büyük gayret ve fedakârlık göstermesini bekleriz...”

    Bir bölümünü yukarıda aktardığımız beyanname; Tekâlif-i Milliye uygulamasına devam edileceğini anlatıyor. Sakarya Zaferi’nin ve “Büyük Zafer’in” 30 Ağustos Zaferi’nin kazanılmasında büyük payı olan Tekâlif-i Milliye Uygulaması; “Zaferin sonuçlarını tehlikeye düşürecek politik olayların Lozan’da son bulmasına kadar”devam etmiştir.

    Türk kadınlarının Tekâlif-i Milliye Emirleri’nin yayınlanmasından Millî Mücadele’nin sonucuna kadar sürdürdükleri fedakârane çalışmayı yabancı bir tarihçi şöyle anlatmaktadır.

    “...Yıllar sonra aynı şeyi yapan Churchill, öküz ve deve yetersizliğinden ötürü, taşıma işlerinde cephedeki askerlerin kanlarından ve kızlarından Mustafa Kemal Paşa’nın nasıl yararlandığını anlatmaktadır. Mustafa Kemal Paşa ‘nın millî duyguların yükseltilmesi plânında kadınların seferber edilmesi büyük rol oynamış, sivil asker herkesin gayret göstermesi gereğini ortaya koymuştu.”

    Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın, daha 1921 yılında uygulamaya koyduğu “Tekâlif-i Milliye” uygulaması diğer uluslarca yıllar sonra örnek alınacaktır. “Topyekûn harbin” bir unsuru olarak da ulusların bir bütün olarak savaşa katılması uygulaması bugün de uygulanmaktadır.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri