Hoşgeldiniz.

anne ler günü tiyatro metni eklermisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın e ödev Anneler Günü İle İlgili Tiyatro Oyunları Dünya Tiyatro Günü İle İlgili Konuşma
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 18      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Anneler Günü Tiyatro Metni

    Sponsorlu Bağlantılar




    anneler günü tiyatro metni eklermisiniz

    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Anneler Günü Tiyatro Metni

    ANNELER GÜNÜ (KUZULAR) (TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER, PİYESLER, ORATORYOLAR)

    (2 perdelik oyun)

    (İlköğretim okullarında Anneler Günü'nde oynanabilir.)


    Kişiler

    Ayhan - Ayhan'ın annesi - Erol

    Ayhan'ın sınıf arkadaşı: 1. Çocuk, 2. Çocuk, ...

    Ayhan'ın sınıf arkadaşı: 1. Arı çocuk

    2. Arı çocuk, 3. An çocuk

    1. Serçe çocuk, 2. Serçe çocuk,

    3. Serçe çocuk

    1. Perde

    1. Sahne


    (Sahne basit döşeli bir ev odasını göstermektedir. Ortada, üstünde açık

    kitap ve defterler bulunan bir masa, sağda bir koltuk, solda bir sedir veya

    birkaç iskemle. Anne elinde bir örgü örmektedir. Ara sıra gözlüğünün

    altından karşıya bakar ve birini dinliyormuş gibi hareketler yapar.)

    Anne— HAlA gelmedi... Nerede kaldı bu çocuk? (Kalkar, dışarıyı dinler.)

    Şimdi sesleri geliyordu ama yine uzaklaştılar galiba. Hem de o kadar kapının

    önünden ayrılmayın demiştim. (Masadaki kitaplara bakar.) Dersini de yapmadı.

    Oyun deyince çocuğun aklı gidiyor. Derse sıra mı gelir? (pencereye giderek)

    Üstelik çok merak ediyorum.

    2. Sahne

    (Ayhan arkasında altı, yedi arkadaşıyla beraber büyük bir gürültüyle kapıdan

    girer.)

    Ayhan (annesini görmeyerek)— Gelin, gelin çocuklar! Yürüsenize canım, ne

    korkuyorsunuz? Annem bir şey söylemez.

    Erol— Hah, işte burada güzel saklambaç oynanır. Kanepelerin arkasına

    saklanırız.

    Ayhan—Aal... Anne, sen burada mısın?

    Anne— Ya sen neredesin, benim haylaz çocuğum?

    Ayhan—Neredeysem neredeyim, canım aaa...

    Anne— O nasıl lakırdı?

    Ayhan— Basbayağı lakırdı işte... Bir de bilmiyormuş gibi soruyorsun. Sokakta

    oynuyordum.

    Anne— Şimdi de oyuna devam edeceksiniz galiba?

    Ayhan— Tabi ya...

    Anne— Derslerin ne olacak?

    Ayhan (aldırmayarak)— Hadi çocuklar saklanın, ben ebeyim.

    1. Çocuk (yavaş)— Annen kızıyor ama.

    Ayhan— Aldırma... O her zaman kızar.

    2. Çocuk— öyleyse körebe oynayalım.

    3. Çocuk— Evet evet, körebe...

    4. Çocuk— Birdirbir varken körebe oynanır mı yahu?

    Anne (yavaşça)— Bak, arkadaşlarının yanında seni utandırmamak için ses

    çıkarmıyorum. Sonra görüşürüz. (Sahneden çıkar.)

    Ayhan— Olur, olur... Hele oyunumuz bitsin de o zaman görüşürüz.



    3. Sahne

    Çocuklar - Ayhan



    Ayhan- Şu anneler de ne tuhaf yahu! Her şeye karışı yorlar.

    1. Çocuk— Dersini mi yap, diyor?

    Ayhan—Tabi... Başka ne diyecek. Bütün anneler öğretmenlerle birlik olmuşlar,

    çocukların canını çıkarıyorlar. Hadi saklanın.

    4. Çocuk— Yook, olmaz. Birdirbir bir oynayacağız.

    3. Çocuk— Kim yatacak?

    Ayhan— Ben atlayacağım, kim yatarsa yatsın.

    1. Çocuk— Oh! Ne AlA ev sahipliği bu? önce sen yat.

    2. Çocuk— öyleyse yat bakalım.

    3. Çocuk (Ensesinden tutar.)— Hadi başını eğ de atlayalım.

    1. Çocuk— Hhhh, ha şöyle...

    Ayhan— Hadi çabuk olun, yoksa kalkarım şimdi.

    3; Çocuk—Varan birrr...

    2.- Çocuk—Varan ikiii...

    4. Çocuk— Varan üüüç. (Arka arkaya birkaç defa atlarlar. Atlarken 3. çocuk

    yuvarlanır. Burnu kanar.)

    Ayhan— Kabahat senin ama Halûk. Burnunu o kadar uzatacak ne vardı? Dur,

    dur, dur bakalım, mendilin var mı? "'

    3. Çocuk— Yok.

    Ayhan (Masanın üzerinden tabak örtüsünü çeker.)— Al şu tabak örtüsünü.

    2. Çocuk— Galiba çok kanayacak. Annene haber verelim.

    Ayhan— Yok canım, istemez. Şimdi geçer değil mi? Hadi aslanım!. (Sırtına

    vurur.) Koşun bakalım, koşun, ben ebeyim. (Çocuklar, iskemlelerin arkasından

    koşmaca oynamaya başlarlar. Bağrışarak koşuşurken, iskemleleri devirir,

    yerlerini değiştirir, ortalığı alt üst ederler. Ayhan, masanın örtüsünü

    çekerek, hem etrafında döner, hem üstünde ne varsa yere düşürür. Sonra

    bitkin bir hAlde yerde bağdaş kurarlar.)

    Ayhan— Off, bittim. Amma yoruldum be...

    1. Çocuk—Şimdi ne oynayacağız?

    4. Çocuk— Hani körebe oynayacaktık?

    3. Çocuk— Biraz da ders çalışalım mı? (Hep birden kahkahalarla gülerler.

    Ayhan kalkar, ellerini arkasına koyarak, öğretmenini taklidini yapar. Uzun

    uzun arkadaşlarına bakar.)

    Ayhan— Artık ben anlıyorum ki sizin uslanmanıza imkAn yoktur. Muhakkak bir

    ceza istiyorsunuz. Bakın şu odanın hAline. Hiç insan evini bu kadar

    kirletir mi? Derslerinize de çalışmadınız. Gel bakalım Ayhan, sen de gel

    Erol, sen de sen de. Sizinle özel görüşmem gerekiyor. (Hepsi gülüşürler.)

    1. Çocuk— Vallahi tıpkı bizim öğretmene benzedin.

    3. Çocuk— İyi ama yarın öğretmen derse çalışıp çalışmadığımızı soracak, ne

    diyeceksiniz?

    2. Çocuk— Ne diyeceğiz; ben yaptım derslerimi.

    Ayhan— Sen yaptın mı?

    2. Çocuk— Tabi...

    1. Çocuk— Benimkiler de hazır.

    4. Çocuk— Ben zaten derslerimi yapmadan oyuna başlamam. Okuldan eve gelince

    bir saat dinlenme, sonra ders, sonra oyun. Gece de rahat rahat uyurum.

    Ayhan (canı sıkılmış)— Aptallar!

    1. Çocuk— O da ne demek?

    Ayhan— Benden niye sakladınız derse çalıştığınızı?

    1. Çocuk— Niye saklayalım, sen sormadın ki...

    2. Çocuk— Sen dersini yapmadın mı Ayhan?

    Ayhan— Tabi yapmadım, hem ben sizin gibi aptal mıyım? Gece yaparım.

    1. Çocuk—Aptal sensin.

    Ayhan— Sensin.

    2. Çocuk— Neden o oluyormuş?

    3. Çocuk— Demek insan oyundan önce derse hazırlanırsa aptal olur, sensin

    aptal.

    Ayhan— Hiç de ben değilim, sizsiniz.

    Üçü birden—Sensin, sensin.

    1. Çocuk— Aptal olmasan öğretmenden her gün sıfır almazsın. Demek aklın

    ermiyor ki bir şey öğrenemiyorsun.

    Ayhan— Neden aklım ermeyecekmiş? Sizin gibi ben de çalışsam, elbette iyi not

    alırım.

    4. Çocuk— Hah gördün mü, kendi ağzıyla tutuldu. Çalışmıyor, bir de bizi

    kıskanıyor.

    Ayhan— Kızdırma yersin tokadı.

    3. Çocuk— Senin evine gelende kabahat zaten. Ayhan— öyleyse ne duruyorsun,

    defolup gidin. Üçü birden— Tabi gideriz.

    1. Çocuk— Hadi çocuklar.

    4. Çocuk— Aptal olmasan bu kötü huylarınla arkadaşlarını darıltmazsın.

    Ayhan (Somurtarak oturur.)— Darılırsan darıl. Çok umurumda sanki...

    Kendileri çalışmış gelmişler, bir de bana yarın öğretmenden azar

    işittirecekler.





    4. Sahne

    Anne-— Bu odanın hAli ne Ayhan? Ne oldu buraya?

    Ayhan— ...

    Anne— Cevap versene?

    Ayhan— Ne cevap vereceğim canım? İşte oda, yine aynı oda. Sanki eskiden daha

    mı düzgündü?

    Anne— Bugün beni çok üzdün Ayhan?...

    Ayhan— İyi ettim.

    Anne—İyi mi ettin?

    Ayhan—Tabi ya, iyi ettim... '

    Anne— Galiba sen koskoca çocuk dayak yiyeceksin. (Anne ortalığı düzeltmeye

    boşlar.) Aaaa! Bu da ne! Tabak örtüsü kan içinde.

    Ayhan— Eee, ne olmuş sanki? Adam öldürmedik ya... Erol'un burnu kanadı.

    Anne— Sonra da buna şildiniz öyle mi?

    Ayhan— Evet öyle, ona sildik, ne yapacaksın?

    Anne— Çok yazık! Senin gibi bir çocuk yetiştirdiğim için kendime acıyorum.

    öğretmenin emekleri de boşa gitti, benimkiler de... Yarın öğretmenine bir

    dilekçe yazacağım.

    Ayhan— Zaten başka işiniz yok ki... Hem yazarsan yaz, öğretmenden de

    korkacak değilim ya. Ben kimseden korkmam. (Bir süre susar, anne etrafı

    düzeltir.)

    Ayhan (sert)— Bana para ver.

    Anne— ...

    Ayhan— Bana para ver diyorum sana.

    Anne— Ben kimseden bu şekilde para istendiğini duymadım.

    Ayhan— Ben böyle isterim işte.

    Anne (Gülerek Ayhan'a yaklaşır.)— Ayhan çocuğum, böyle mahalle çocukları

    gibi huysuzluk etme. Bak bu yüz sana hiç yakışmıyor. Ne kadar çirkin

    oluyorsun, biliyor musun? Hem beni çok üzüyorsun. Bir anne evladıyla

    övünebilmeli. Bense oğlum, var, demeye bile utanıyorum. (Saçlarını okşamak

    ister.)

    Ayhan (silkinerek)— Bana para ver diyorum sana.

    Anne (içini çekerek)— Parayı ne'yapacaksın oğlum?

    Ayhan— Defterim bitti, defter alacağım.

    Anne— Çıldırdın mı oğlum? Defter almak için yarım saatlik yol gitmen lAzım.

    Ben seni bu saatte nasıl yalnız bırakabilirim. Yarın alırsın.

    Ayhan— öğretmen dersi yarına istedi.

    Anne— Madem öyleydi, neden vaktinde almadın?

    Ayhan— Oyun oynadık. Bu kabahat mi? ,

    Anne— Bu şekilde olursa elbet kabahat sayılır. Okuldan geliyorsun, iki lokma

    bir şey yemeden, biraz dinlenmeden sokağa koşuyorsun. Akşam karanlılıklarına

    kadar sokakta oynuyorsun, eksiklerini almak aklına bile gelmiyor. Tam

    dükkAnların kapanacağı sırada aklına geliyor. Sonra da geç vakit derse

    başlıyorsun, gece yarılarına kadar uykusuz kalıyorsun. Bir de öğretmen fazla

    ders verdi diye oturup ağlıyor, beni de sinirlendiriyorsun. öğretmenin sana,

    düzenli bir çocuk olman gerektiğini söylemiyor mu? Ayhan (Hırsla ayağa

    kalkıp kollarını iki yana açar.)— Eeee, ne kadar çok akıl veren var yahu!

    Okula gidersin, öğretmen sabahtan akşama kadar nasihat eder, ders verir. Tam

    eve gelirsin, bu sefer de anneler başlar, bıktım canım...

    Anne— Senin iyiliğin için evlAdım.

    Ayhan— Ben iyilik falan istemiyorum. (Anne bir kanepeye somurtup oturur.)

    Anne— Ben sana dargınım. Benim senin gibi huysuz, arsız çocuğum yok, anlıyor

    musun?

    Ayhan— Canın isterse. (Gider sedirin üstüne uzanıp yatar ve biraz sonra

    uyumaya başlar. Anne yavaşça üstünü örter.)

    Anne— Uyu benim huysuz çocuğum uyu... Kendisinin iyiliği için uğraşan,

    gecesini, gündüzünü sana feda eden annesini, öğretmenini üzen haylaz oğlum

    uyu... Ben de

    evlAt yetiştiriyorum diye sevineyim. Senin gibi kötü bir çocukla övüneyim.

    Yazık, çok yazık!...



    2. Perde

    (Açıklık bir alan... Yerde taze otlar... Arkada birkaç kaya. Ayhan, bu

    kayalardan birine oturmuş, elindeki çakıyla bir ağaç dalı yontmaktadır.

    Suratı asıktır. Biraz uzaktan altı, yedi çocuk an kıyafetine girmiş

    oldukları hAlde vızıldayarak Ayhan'ın yanından geçerler.)

    1. Arı—Aaa... Bir çocuk!...

    2. Arı— Galiba yolunu şaşırmış.

    3. Arı— Bu vakit kırlarda ne arıyor? Biz bile akşpmın yaklaştığını görerek

    evlerimize koşuyoruz.

    1. Arı— Hadi bu çocuğa yardım edelim.

    2. Arı— Evet, onu önümüze katarak yol göstersek mutlaka memnun olur.

    (Vızıldayarak etrafında dönmeye başlarlar. Ayhan, gözlen elindeki dalda,

    eliyle arıları kovalar.)

    Ayhan—Ayyy... Bunlar da nereden çıktı?

    1. Arı— Güzel çocuk.

    Ayhan— Ben güzel falan değilim. Hadi çekilin başımdan.

    2. Arı— Güzel çocuk, biraz bizi dinler misin?

    Ayhan— Dinlemem, ben hiç kimseyi dinlemem. Ben annemi, öğretmenimi bile

    dinlemedim de taa buralara kadar onlardan kaçtım, geldim.

    Arılar-—AaaaaaaL.

    3. Arı— Annenden kaçtın ha? Aman ne fena şey! Gerçekten sen güzel çocuk

    değilmişsin. Konuştuğun zaman ne kadar fena bir çocuk olduğun anlaşılıyor.

    Ya şimdi zavallı annen üzülmeyecek mi?

    Ayhan—Üzülürse üzülsün... Beni kızdırmasaydı.

    I. Arı— Ama bak, akşam oluyor. Bu saatte kurtlar, kuşlar bile yuvalarına

    dönerler. Sen yalnız başına buralarda korkmaz mısın?

    Ayhan— Ben insanım,, sizin gibi hayvan değilim ki korkayım.

    Arılar—Aaaaaal...

    1. Arı— Evet sen insansın ama faydasız, hatta zdrarlı bir insansın. Oysaki

    biz hayvan olduğumuz hAlde herkese faydalıyız. Sen bizim balımızdan hiç

    tatmadın mı?

    Ayhan— Çooook... Annem bana her sabah yedirirdi.

    2. An-r- öyleyse seni bu kadar düşünen bir anneye nasıl karşı geliyor,

    inatçılık ediyor ve yanından kaçabiliyorsun?

    Ayhan (ağacı yontarak)— Kaçarım işte, size ne?

    3. Arı— Bak küçük çocuk, ver elini bize, seni evinin yoluna kadar götürelim,

    insanlar arasına bırakalım. Git annenden özür dile, bundan sonra bizim gibi

    tatlı sözler söyle, tatlı ballar yap...

    Ayhan— Ben arı mıyım? Nasıl bal yaparım?

    1. Arı— Nasıl mı? O kadar kolay ki... insanların balları tatlı sözleridir.

    2. Arı— Sen terbiyeli çocukların bal gibi tatlı konuştuklarını bilmez misin?

    Ayhan— Ben hiçbir şey bilmem.

    1. Arı— Hadi kalk, güzel çocuk... Bırak elindeki o çakıyı... Parmağını

    kesersin sonra.

    Ayhan— Sana ne? Canı acıyacak olan ben değil miyim?

    Arılar—Akşam oluyor...

    3. Arı— Gidelim mi?

    Arılar— Tabi, geç kalıyoruz.

    1. Arı—- Evet gitmeliyiz, annelerimiz bizi bekler. Onlar bize yemek

    hazırlamak için erkenden eve gitmişlerdir. Hadi küçük, kalk inat etme de

    bizimle beraber gel.

    Ayhan (Eliyle sürekli kovalama işareti yapar.)— Gidin, ooof, enseme iğneler

    batacak...

    1. Arı— Al öyleyse... Güzel sözlerle yola gelmeyenlere iğne batırılır.

    (Gitmeye hazırlanırlar.)

    Ayhan— Off, ensem... Vay hınzır arılar, vay! Canımı acıttınız. Zehirli

    iğneleriniz kırılsın.

    1. Arı (hepsi vızıldayarak giderken)— Merak etme, haylaz çocuk, bizim sana

    batırdığımız iğne senin annene söylediğin acı sözlerden daha az zehirlidir.

    (Arılar sahneden çıkarlar.)

    (Ayhan, başını ellerinin arasına koyarak düşünmeye başlar, biraz öteden üç

    serçe kollarını çırpa çırpa sahneye girerler.)

    1. Serçe— Aman çocuklar, biraz daha çabuk zıplayın, evimize geç kaldık.

    Annelerimiz bize darılacak.

    2. Serçe— Durun, durun, gitmeyin... Burada bir çocuk ağlıyor...

    1. Serçe— Hişşşttt, çocuk!

    2. Serçe— Hişşt. (Yerden bir taş alarak Ayhan'ın yanına atar.)

    3. Serçe— Hişştt. Çocuk, çocuk. (Ayhan başını kaldırınca üçü de kollarını

    çırparak daha uzağa kaçışırlar.)

    Ayhan— Bu kuşlara da ne oluyor?

    1. Serçe— Küçük arkadaş, niye ağlıyorsun?

    Ayhan— Ben sizin nereden arkadaşınız oluyormuşum? Ben serçe değilim ki...

    2. Serçe— Burada, bu saatte ne işin var öyleyse? İnsanlar bu saatte

    şehirlere giderler, kırlarda yalnız kuşlar dolaşır

    Ayhan— Siz de annenizle mi kavga ettiniz?

    Serçeler— Aaa, o nasıl söz öyle?

    1. Serçe— Biz hiç kimseyle kavga etmeyiz. Hele annemizle hiç etmeyiz. Bunu

    ancak deliler yapar. (Ayhan ayağa kalkar, serçeler biraz daha korkuyla

    gerilerler.)

    Ayhan— Peki şimdi siz nereye gidiyorsunuz?

    Serçeler— Evlerimize...

    Ayhan— Evlerinize mi, niçin?

    1. Serçe— Annelerimiz şimdi evde bizi bekler. Geç kaldığımız için bizi merak

    etmiştir. Belki de bu yüzden hepimizi azarlar.

    Ayhan—Anneniz sizi azarlayınca ne yaparsınız?

    1. Serçe— Hiç... Susarız. Sesimizi çıkarmayız. Sadece özür dileriz. Çünkü

    anneler çocuklarını kusurları olduğu zaman azarlarlar.

    2. Serçe— Sen ne yaparsın?

    Ayhan— Ben mi? Sorma, hiçç... Çok şey...

    1.Serçe— Sen şimdi evine gitmeyecek misin?

    Ayhan— Siz ne karışıyorsunuz? (Yerden bir taş alarak serçelere doğru

    kaldırınca, hepsi birden kaçışırlar. Cik cik cik diyerek dışarı çıkarlar.

    Ayhan, tekrar taşın üzerine oturur.)

    Ayhan— Sahi be. . Akşam oluyor... Kuşlar bile annelerine gidiyorlar. Keşke

    annemi darıltmasaydım. Şimdi gitsem bile belki de beni istemez, kızar,

    darılır. Gece nerede yatarım ben?

    (Uzaktan çıngırak sesleri duyulmaya başlar. Sesler yavaş yavaş yakınlaşır.)

    Ayhan— Kuzular dönüyor galiba. Ben artık kurtların, kuzuların arkadaşı

    oldum. (Ağlamaya başlar. Kuzular beyazlar giyinmişlerdir. Boyunlarında birer

    çıngırak vardır Ayak ve elleri üzerinde yürüyerek sahneye girerler.)

    Kuzular— Me, me, me, me, me... (Kuzunun en küçüğü gelir, iki elini Ayhan'ın

    dizleri üstüne koyarak, onunla konuşmaya başlar.)

    Kuzu— Me, me, me...

    Ayhan (Başını kaldırır.)— Me, ya... Ne istiyorsun?

    Kuzu—- Me, me niye ağlıyorsun? Küçük okullu? Bak biz karnımızı doyurduk,

    güle oynaya evlerimize gidiyoruz.

    Ayhan— Akşam oluyor. Buralarda korkmaya başladım. Evime de dönemiyorum.

    Kuzu— Niçin? (öteki kuzular da etrafına gelirler ve her cümle sonunda

    kuzular hep birden me, me, diye bağrışırlar.)

    Ayhan—Annemi darılttım.

    Kuzu— Anneni mi darılttın? Biz kuzular bile annelerimizi dinleriz. Geçen gün

    bir tanemiz aksilik etti, annesini dinlemedi, sonra akşam bizimle beraber

    evine dönmedi.

    Ayhan— Neden dönemedi?

    Kuzu— Neden olacak. Bizden ayrılınca onu kurt kaptı.

    Ayhan— Gece burada kalsam,, bana da bir şey olur

    Kuzu— Elbette olur. Akşamla beraber buralara sürü sürü kurtlar iner. Bak

    arkadaşlarım meliyor, bana çabuk ol, gideceğiz, geç kaldık, diyorlar.

    Ayhan— Ah keşke annemi darıltmasaydım. Yaptığım kötülüklere öyle pişman

    oluyorum ki... Eğer annem beni yine eskisi gibi kucağına alsa, ben de küçük

    kuzular kadar uslu, terbiyeli olurum.

    Kuzu— Korkma, evine git. Annen mutlaka seni kabul eder. Bir kere benim ablam

    öyle yapmıştı da kabahatini anlayıp yalvarınca annem hemen affetti. Anneler

    küçük, asi evlAtlarına acımasını biliyorlar.. Onların kalpleri bizim

    kalplerimizden çok daha özel. Hadi kalk, kalk ver elini. Madem ki bir daha

    fenalık yapmayacaksın, o zaman annen seni affeder.

    Ayhan (Ağlayarak ayağa kalkar.)— Anneme gideceğim, sarılacağım, beni

    affetmesini söyleyeceğim. Fakat yolu da bilmiyorum. Ben gidinceye kadar

    ortalık kararacak.

    Kuzu— Korkma, bizimle gel. Şehrin kenarına kadar biz seni götürürüz.

    Ayhan— Korkuyorum, çok korkuyorum! (Uzaktan ve derinden bir ses duyulur.)

    Anne—Ayhan... Ayhan!

    Ayhan (Dinler gibi yapar.)— Hah, dur, sus, sus...

    Anne (daha yakından)—Ayhan... Ayhan!...

    Ayhan— Annem... Vallahi annem, benim annem, ah benim sevgili anneciğim! Beni

    aramaya gelmiş. Tövbe, . böyle iyi bir anneye bir daha karşı gelmeye

    tövbeler olsun. (Ses yaklaşır. Anne sahnenin bir ucundan görünür. Ortada

    kuzular otlamaktadır. Sahnenin önünde, sağ kenarda duran Ayhan, annesini

    görünce telAşla kuzuların arasından geçmeye çalışır.)

    Anne— Ayhan...

    Kuzular (başlarını kaldırarak)— Me, me...

    Ayhan— Anne... Kuzular— Me...

    (Ayhan kuzuların arasından atlayarak geçer, annesinin boynuna sarılır.)

    Anne— Benim yaramaz çocuğum...

    Ayhan— Benim sevgili anneciğim, ben artık uslandım.

    Kuzular—Me, me, me...

    (Ayhan ile annesi önde, kuzular onların arkasında yürürler. Çıngırak sesleri

    ve kuzu melemeleri duyulur.) (Perde kapanır)



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.2
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.