Hoşgeldiniz.

Milli Edebiyat Dönemi Hakkında Bilgi Verirmisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Milli Edebiyat Dönemi Akımları Milli Edebiyat Dönemi Fikir Akımları Milli Edebiyat Dönemi Osmanlıcılık Akımı

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Milli Edebiyat Dönemi

    Sponsorlu Bağlantılar




    Milli Edebiyat Dönemi Hakkında Bilgi Verirmisiniz


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Milli Edebiyat Dönemi

    Millî Edebiyat
    , sanatsal ürünlerin yabancı etkilerinden sıyrılarak, kendi ulusal değerlerimize dönmeyi, halka kendi diliyle seslenmeyi ilke edinen 1908'de başlayıp 1923'e kadar süren bir edebiyat akımı ve bu akıma katılan sanatçıların oluşturduğu topluluk

    Millî Edebiyat Dönemi (1911-1923)

    1911 yılında Selanik’te çıkan Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlayan yeni bir dil hareketidir. Sade Türkçe’nin bir dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya konulmuş ve “Millî Edebiyat” terimi ilk defa bu dergide kullanılmıştır. Bu dönem sanatçılarının şiir anlayışıyla, Fecr-i Ati topluluğunun şiir anlayışı birbirinden pek farklı değildir. "Şiir vicdani bir keyfiyettir" düşüncesinde olan şairleri bireysel konuları işlerler. Daha sonra 1917 yılında yaptıkları bir toplantıda, hece ölçüsünü kullanma, günlük konuşma diliyle yazma noktasında birleşen şairlerin, içerik konusunda her birinin ayrı bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Bu dönem sanatçıları Divan edebiyatını, Doğu edebiyatının; sonrasını ise Batı edebiyatının taklitçisi olmakla suçlarlar.

    Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal meselelere eğilmişler; Milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş Savaşı gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir. Ayrıca “aşk” bu dönem roman ve hikâyesinin en önemli teması olarak dikkat çeker.


    Özellikleri



    • Dil sadeleşmiştir.
    • Aruzun yanında hece ölçüsü de kullanılmıştır.
    • İlk defa bu dönemdeki eserlerde İstanbul dışına çıkılmış ve sanatçılar Anadolu'ya açılmıştır.
    • Halk edebiyatının kurallarını benimsemiş, Millî unsurlara dönmek amaçlanmış, Öztürkçe felsefesi güdülmüştür. Bu nedenlerle Cumhuriyet Edebiyatı'na hazırlık aşaması olarak görülebilir.


    Döneminin Dil Anlayışı



    • Dil sadeleşmiştir.
    • Konuşma dili olarak İstanbul Türkçesi benimsenmiş, yazı dili ile konuşma dili arasındaki fark kalkmıştır.
    • Türk dilinin kuralları belirlenmiş, Arapça ve Farsça'dan gelen tamlamalar yerine Türkçe tamlamalar kullanılmış.
    • Türkiye Türkçesine diğer Türk lehçelerinden sözcük alınmamalıdır görüşü savunulmuştur.
    • Terimler bilimle ilgili olduğu için aynen kullanılmalıdır görüşüne vurgu yapılmıştır.
    • Türkçülük akımı önem kazanmıştır.


    Dönemin Sanatçıları


    Ömer Seyfettin (1884-1920)

    Millî Edebiyat hareketinin önderlerinden olan sanatçı daha çok hikâyeleriyle tanınmıştır. Yeni Lisan makalesinde ortaya koyduğu görüşlerini, hikâyelerinde uygulamaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Dilimizin sadeleşmesinde önemli yeri olan Ömer Seyfettin; anılarından, tarihteki kahramanlıklardan ve günlük yaşayışlardan yararlanarak, gücünü çekici anlatımından, olaylardan alan, çoğunlukla beklenmedik sonuçlarla biten hikâyeleriyle edebiyatımızda önemli bir yer tutar. Hikayeciliği meslek haline getirmiştir. Hikayelerinde Maupassant tarzı olarak da bilinen olay ağırlıklı konular işlemiştir. Kısa hayatına karşılık, birçok eser vermiştir.

    Bazı eserleri:


    • Hikâye: İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bomba, Gizli Mabet, Asılzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale


    Ziya Gökalp (1876-1924)


    Şiiri, düşüncelerini halka yaymak için bir araç olarak kabul eden sanatçı, bu türde sanatsal yönden güçlü ürünler vermemiştir. Daha çok Türkçülük düşüncesini sistemleştiren bir düşünür ve sosyolog olarak tanınmıştır. Önceleri, bütün dünya Türklerini bir bayrak altında toplamayı amaçlayan Turancılık görüşüne bağlıyken, sonraları “Türkiye Türkçülüğü” düşüncesine yönelir. Günlük konuşma diliyle yazı dilinin birleştirilmesi gerektiğine inanan sanatçı, eserlerinde bunu başarıyla uygular. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan sanatçı, -Turan adlı şiiri hariç- konu olarak daha çok eski Türk tarihine, İslamiyet öncesi dönemlere yönelir. Ayrıca yurt, millet, ahlâk, din ve uygarlık gibi konuları da eğitici bir yaklaşımla ele alır.

    Bazı eserleri:


    • Şiir: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat
    • Nesir: Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyeti Tarihi, Malta Mektupları ve Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak


    Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944)


    Servet-i Fünun döneminde eserler vermeye başlamıştır. O dönem çok kullanılan Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşın kendisi Türkçülük akımını yaymaya çalışmış; bu yönde eserler vermiştir. Türk edebiyatında açık bir Türçülüğü ilk defa bir sanat ideali haline getiren Türk şairidir. Milliyetçi kimliği ile Milli edebiyatın bayrağı simgesindedir. Hece ölçüsünü aruz ölçüsüne tercih etmiş, sanatı; ülküsünü ve fikirlerini anlatmakta bir araç olarak kullanmış, her şeyi vatanın yükselmesi uğrunda kullanabileceğini söylemiştir. Eserlerinde coşku, kahramanlık, vatan sevgisi ve öğreticilik bulunur.

    Bazı eserleri:


    • Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Mustafa Kemal, Zafer Yolunda, Ordunun Destanı, Ankara


    Refik Halit Karay (1888-1965)


    Millî Edebiyat ve Cumhuriyet döneminin en ünlü öykü ve roman yazarlarındandır. Önce Fecr-i Ati edebiyatına 1917’den sonra ise Millî Edebiyat'a katılır. Kurtuluş Savaşı’na karşı yazılarından dolayı tutuklanacağı zaman Halep’e kaçar. Çıkarılan bir af üzerine 1938’de Türkiye’ye döner. Güçlü bir gözlemci olan yazar, betimlemelerinde de nesneldir. Realist bir anlayışa sahip olan yazarın sade bir dili ve yalın bir anlatımı vardır. Mizah ve eleştiri onun yapıtlarının ayrılmaz unsurlarıdır. "Kirpi" lakaplı yazar, öykü ve romandan başka, anı, deneme, fıkra ve tiyatro türlerinde de eserler vermiştir.

    Bazı eserleri:


    • Öykü: Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri
    • Roman: Sürgün, Nilgün, Çete, Kadınlar Tekkesi, Bugünün Saraylısı, İstanbul’un İç Yüzü, Anahtar
    • Mizah ve Hiciv: Deli, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Kirpinin Dedikleri


    Halide Edip Adıvar (1884-1964)


    Daha çok İngiliz Edebiyatı'ndaki romanlardan etkilenen sanatçının eserlerini; kadın psikolojisine eğildiği romanları (Seviye Talip, Raik’in Annesi, Handan), Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı romanları (Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek) ve toplumsal konuları ele aldığı töre romanları (Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır) olarak üç grupta toplayabiliriz. Yazın hayatına başlamadan önce hastanelerde müfettiş olarak çalışmıştır. Aydın Türk kadınını yaratmaya çalışmış, bu yönde çalışmaları olmuştur. Eserlerinde de çağdaş Türk kadınından ve kadın psikolojisinden kesitler sunar. Kurtuluş Savaşı dönemlerinde milli irade eksenli ve cehaleti yenmek gerektiği üzerine eserler vermiştir.

    Bazı diğer eserleri:


    • Roman: Yeni Turan, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu
    • Anı: Türk’ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev
    • Hikaye: Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt, Kubbede Kalan Hoş Sada


    Reşat Nuri Güntekin (1889-1956)


    Realist bir anlayışa sahip olan yazar, Millî Eğitim müfettişliği görevi ile Anadolu’yu dolaşmış, buradaki yaşamı gözlemlemiş, bu gözlemlerini yalın bir dil ve anlatımla eserlerinde dile getirmiştir. Romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Bu atmosfer içinde yurt ve toplum gerçeklerini, töreden kaynaklanan doğru ya da yanlış inanışları ele alır. Bu konular; öykülerinde, mizah unsuruyla da berleştirilerek verilir. Yazar ilk kez, duygulsal bir aşkı dile getirdiği ve birçok yönleriyle Anadolu’yu anlattığı Çalıkuşu romanıyla adını duyurmuştur.

    Bazı eserleri:


    • Roman: Çalıkuşu, Damga, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Bir Kadın Düşmanı, Miskinler Tekkesi, Kan Davası
    • Öykü: Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun, Olağan İşler
    • Oyun: Hançer, Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti
    • Gezi yazısı: Anadolu Notları


    Mehmet Fuat Köprülü (1890-1966)


    Türk Edebiyatı araştırmalarını sistemleştiren ve edebiyat tarihçisi olarak ün kazanan sanatçının eserleri de bu yoldadır. Bugün bilinen birçok şair, yazarın yoğun araştırmaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

    Bazı eserleri:


    • Türk Edebiyat Tarihi, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvuflar, Divan Edebiyatı Antolojisi, Türk Saz Şairleri Antolojisi


    Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974)


    Romanlarında kusursuz bir anlatım ve sağlam tekniği ile dikkat çeken sanatçı, tarihi ve sosyal olaylardan herbirini bir romanına konu edinerek, Tanzimat dönemi ile Atatürk Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişiklik ve bunalımları yaşayış ve görüş ayrılıklarını işlemiş, düşünce ve teze dayalı özlü yapıtlar vermiştir.

    Bazı eserleri ve içerikleri:


    • Hep O Şarkı - Abdülaziz döneminin yaşamı
    • Bir Sürgün - II. Abdülhamit’in baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön Türkler
    • Hüküm Gecesi - 31 Mart Olayı’ndan sonra iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalefet arasındaki siyasi çekişme
    • Kiralik Konak - Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kuşaktaki görüş ayrılığı
    • Sodom ve Gomore - Mütareke döneminde, işgal altındaki İstanbul’da ortaya çıkan ahlâki çöküntü
    • Yaban - Kurtuluş Savaşı yıllanrındaki bir Anadolu köyü
    • Ankara - Yeni başkentin üç dönemi
    • Panorama I, II - Cumhuriyet döneminin 1952’ye kadarki durumu


    Bazı diğer eserleri:


    • Anı: Zoraki Diplomat, Politikada 45 Yıl, Vatan Yolunda, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları
    • Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk
    • Mensur şiir: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
    • Hikâye: Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri
    • Tiyatro: Nirvana, Veda, Sağanak, Mağara
    • Makale: İzmir’den Bursa’ya, Ergenekon, Kadınlık ve Kadınlarımız


    Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)


    Belirli bir topluluğa katılmamış özgür bir şairdir, her dönemde örnek şiirleri vardır. Neoklasik eğilimli yazarın kendine özgü farklı bir anlayışı vardır. İstanbul şairi olarak tanınır. Osmanlı İmparatorluğunun geçmişteki parlak günlerine büyük bir özlem duyar. Eserlerinde İstanbul, tarih, yurt sevgisi, aşk, ölüm ve sonsuzluk konularını işlemiştir. Divan şiirinin özünü anlatma çabası içinde olan sanatçı, eski şiirin ölçü, uyak ve ahenk unsurunu ön planda tutmuştur. Bu açıdan eserlerinde malzeme eski, şiir ise yenidir denilebilir. Şiirlerinde aşırı titiz olmasından dolayı yazarın bütün eserleri ölümünden sonra kitaplaştırılmıştır.

    Bazı eserleri:


    • Şiir: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Rübailer
    • Nesir: Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Siyasî ve Edebî Portreler, Siyasî Hikayeler, Edebiyata Dair


    Beş Hececiler


    Bu şairler; 1917'de Selanik’te Genç Kalemler dergisi ile başlayan Millî Edebiyat akımının ilklerine bağlı olarak, halk şiirimizin özelliklerinden, yerli kaynaklarımızdan yararlanarak, şiirimizin aruzdan heceye geçişinde önemli rol oynamışlardır. Şiirlerinde Anadolu manzaralarını ve Anadolu yaşayışını coşkulu bir dille işlemişlerdir. Hece ölçüsünün genellikle 11’li ve 14’lü kalıbını kullanmışlardır. Eserlerinde konuşma dilini kullanan bu yazarlar daha sonraları, yeni biçimler arayarak oldukça uzun şiirler de yazmışlardır.

    Hecenin beş şairi olarak bilinen şairlerimiz şunlardır:


    • Faruk Nafiz Çamlıbel
    • Enis Behiç Koryürek
    • Halit Fahri Ozansoy
    • Orhan Seyfi Orhon
    • Yusuf Ziya Ortaç





  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı

    15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgaliyle başlayan ve aralıksız üç yıl süren Millî Mücadele'yi bütün boyutlarıyla ele alır. Trablusgarb'da, Balkanlar'da, Birinci Dünya Savaşı'nda art arda gelen ye*nilgiler koca Osmanlı İmparatorluğu’nu Anadolu'ya sıkıştırmıştır. Çok geçmeden Mütareke dönemi başlayacak, Sevr antlaşmasıyla Anadolu, Yunanlıların ve müttefiklerin işgaline uğrayacaktır. Anadolu insanı top yekûn bir savaşa girişir ve düşmanları topraklarından atar. Bu kutsal bir mücadeledir; şair ve yazarlar kalemleriyle bu mücadeleye katılırlar. Askeri yüreklendiren, toplumu heyecanlandıran, geçmi*şi yargılayan ve "nurlu ufuklar" çizen yüzlerce, binlerce şiir, hikâye, makale, deneme, roman yazarlar. Ancak roman diğer dallar kadar bereketli değildir; Halide Edib'in Ateşlen Gömlek'i istiklal Savaşı'nı işleyen tek romandır. Savaşı konu alan romanlar sonradan yazılmıştır.
    Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı bir var olma mücadelesinin edebiyatıdır. Onun için yaşanılan olayların birer yansıması gibidir. Halkın duygularına hitap edilerek millî heyecan uyandırılmak isten*miştir.
    Millî Mücadele döneminde eser verenler, çokluk Servetifünun, Fecri-ati topluluklarında, Millî Ede*biyat akımında yer almış şair ve yazarlardır. Belli başlılarını şöyle sıralayabiliriz: Mehmed Emin (Yurdakul), Süleyman Nazif, Mehmed Akif, Yahya Kemal (Beyatlı), Ziya Gökalp, Midhat Cemal (Kuntay), Halide Edib (Adıvar), Yakub Kadri (Karaosmanoğlu), Hamdullah Subhi (Tanrıöver), Samih Rıfat, Müftüoğlu Ahmed Hikmet, Ali Ekrem (Bolayır), Celal Sahir (Erozan), İzzet Ulvi, Enis Behiç (Koryürek), Celal Nuri (İleri), Ahmed Ağaoğlu, Ruşen Eşref (Ünaydın), Halid Fahri (Ozansoy), Yusuf Ziya (Ortaç), Falih Rıfkı (Atay), Faruk Nafiz (Çamlıbel), ibrahim Alâeddin (Gövsa), Halil Nihad (Bozte-pe), Orhan Seyfi (Orhon), İsmail Sevük), Müfide Ferid (Tek), Şukufe Nihal (Başar), Halide Nusret (Zorlutuna)...
    Millî Mücadele devrini işleyen sanatkârlar şu dergi ve gazetelerde yazdılar:
    İleri, Tasvir-i Efkâr, Tevhid-i Efkâr, Hâkimiyet-i Milliye, Vakit, Akşam, Tanin, Renin, Hâdisât, Açık Söz, Yeni Gün, İzmir'e Doğru, Yeni Adana, Babalık, İstikbal, Dertli, Büyük Mecmua, Genç Yolcular, Sebilürreşd, Servetifünun, Dergah, Sehâ, Yarın, Ayine, Millî Mecmua, Yeni Mecmua, Küçük Mec*mua...
    Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı'nı şiir, deneme, hikâye ve roman olmak üzere dört dala ayırabi*liriz:
    Şiir
    Bu dönemin şiirlerinde tarih şuuruna çok önem verilmiştir. Felaket günlerinde tarihimizin şanlı sayfalan açılarak millete o günlerin özlemi çektirilir. Şiirlerin temi geçmişteki "büyüklük", "şan", "fetihler", "kurtarıcılar"dır. Bunların yanında milletin içine düştüğü keder de dile getirilir. Süleyman Na*zif'in "Nerede Osmanlılar?" ve "Son Nefesimle Hasbihal" şiirleri bu duygularla yazılmıştır.
    İzmir’in İşgali bütün yurtta infial uyandırır; şairlerimiz duyulan öfkeyle karışık ıstırabı şiirlerinde dile getirirler. Faruk Nafiz "Ah İzmir!", "Bu gün", Avni Şadi "Ey Sevgiliye", Hüseyin Suad "vermeyiz İzmir’i", Yusuf Ziya "Eğil Dağlar", İzmir'in işgalinin ardından yazılmışlardır.
    Devletin çöküşü milletin yok olacağı anlamına gelmez. Şanlı tarihimiz "diriliş" in, "mücadelelerin", "zaferlerin" şanlı sayfalarıyla doludur. Özellikle Osmanlıların şanlı günleri birer ilham kaynağıdır. Yah*ya Kemal'in 1919'da yayınladığı "Akıncılar"ı, Abdülhalim Hadi'nin "Tuna"sı, Kemaleddin Turgut'un "Za*fer Günleri", Emin Receb'in "Meriç"i, Necmeddin Halil'in 'Ninemin Hatıralarından "ı ve "Dedemin Hatı*ralarından"! Balkan fütuhatını hasretle dile getirir.
    Fütuhatı gerçekleştiren padişahlar ve devirleri de şiire konu olmuştur. Midhat Cemal "Selim"i Zi*yaret'! yazar. Ali Emin Yavuz Selim'in şiirlerini tesdis ve tahmis ederek, bu hakanı yeni mücadelenin liderlerine örnek gösterir. Faik Ali, Vedat Örfi gibi daha birçok şair Yavuz üzerine şiirler kaleme alırlar.
    Fatih Sultan Mehmed İstanbul'la birlikte şiirlerin konusudur. Özellikle İstanbul’un işgali şairlerimizi eski günlere ***ürmüştür. O günlerin hasretiyle yanıp tutuşurlar. Ali Ekrem, Yusuf Ziya, Halid Fahri, Akil Koyuncu, Arif Dündar fetihli, Fatih'li, İstanbullu şiirler yazan şairlerden bir kaçıdır.
    Türk milletinin başına çöken felaket Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu akla getiriyor: Ne idik, ne ol*duk? Osman Gazi ve Bursa b.u devir şiirinin motifleridir. Halid Fahri "Bursa'da Akşam"ı, Mehmed Akif "Bülbül"ü yazarlar. Yine Akif in yazdığı "İstiklâl Marşı", Millet Meclisi'nde, 12 Mart 1921'de Millî Marşı*mız olarak kabul edilir.
    Mücadelenin lideri Mustafa Kemal için de çok şiirler kaleme alınmıştır. Millî Mücadele ile ilgili şiir*ler sadece döneminde yazılmamıştır. Savaştan sonra da mücadelenin heyecanını yansıtan şiirlerin yazıldığını görüyoruz.
    Millî Mücadele ile ilgili şiirler sadece döneminde yazılmamıştır. Savaştan sonra da mücadelenin heyecanını yansıtan şiirlerin yazıldığını görüyoruz.
    Deneme
    Denemeler ferdi duyguları işleyen yazılar olmakla beraber, Millî Mücadele'de milletin ortak duygularını dile getirmiştir. Bu tür yazılarda savaşın bütün safhalarını adım adım takip, ederiz: Bekleyiş, endişe, ümitsizlik, ümit, zafer... Denemeler olayları yaşayanların kalemlerinden çıktığı için bir vesika niteliğindedirler.
    Yahya Kemal mücadelenin fikri zeminini hazırlayan bir yazardır. İşgal altındaki İstanbul’da Kuva-yı Milliye ruhunu ayakta tutmaya çalışır. Tarihi değerlendirmeleriyle yapılması gerekenlerin işaretlerini verir.
    Ruşen Eşref, I9l8'de "Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat" yazısıyla Millî Mücadele'nin liderini ilk defa kamuoyuna duyurmuştu. Millî Mücadele başlarında, onu Türk halkına yine Ruşen Eşref tanıtır. Yazar Sivas Kongresi sırasında Anadolu'dadır; Mustafa Kemal'i, arkadaşlarını, Anado*lu'yu, sosyal ve kültürel yapıyı, savaşların insanlar üzerinde yaptığı tahribatı anlatır. Yazar İstanbul’u da ele alarak işgal altındaki şehrin geçmişten süzülüp gelen güzelliklerini işler ve bu güzellikte eserler meydana getiren bir milletin yok olamayacağını vurgular. Ruşen Eşref, adeta bir şehit monografisi yazmıştır.
    Sultanahmet Mitingi'nin hatibesi Halide Edib, Millî Mücadele'yi cepheden yazar. Kastamonu'da çıkan Açık Söz gazetesinde İsmail Habib Millî Mücadele'nin gerekliliğini ve kutsiyetini halka benimsetmek için çırpınır. Hamdullah Suphi'nin, Mustafa Necati'nin ve daha nicelerinin yazıları Millî Mücadele'de kıvılcımlar yakmıştır.
    Hikâye
    Bu sahada aklımıza hemen Halide Edib ve Yakup Kadri gelir. Halide Edib kanlı mücade*lenin canlı şahididir; olayları bizzat yerinde görmüş ve o ruh durumu içinde yazmıştır. Dağa Çıkan Kurt, Efenin Hikâyesi, Üzeyr'in Karısı, Kırmızı Tepe, Dua Tepe, Seyit Onbaşı bu dönemin ürünleridir.
    Yakup Kadri hikâyelerini daha çok tenkit edici bir gözle yazmıştır. Anadolu insanının var oluş mü*cadelesinde sosyal hayattan kesitler verir.
    Bu dönemde hikâye yazanlar arasında izzet Ulvi'nin, Müfide Ferid'in, Zeki Alyanak'ın, Aka Gündüz'ün, Mehmed Sıtkı'nın, Enver Behnan'ın adlarını da sayabiliriz.
    Roman
    Millî Mücadele dönemi içinde tek bir roman yazılmıştır. Bu, Halide Edib Adıvar'ın "Ateşten Gömlek" adlı romanıdır, 1922 yılında kaleme alınmıştır. Millî Mücadele'yi işleyen diğer romanlar sonradan yazılmıştır.
    Bundan başka, Milli Mücadele ile ilgili yazılmış eserlere; Halide Edip Adıvar’ın“Vurun Kahpeye”, Peyami Safa'nın “Sözde Kızlar”, Yakup Kadri Karaos*manoğlu’nun “Sadom ve Gomore” ve “Yaban”, Refik Halit Karay’ın “Çete”, Kemal Tahir’in “Yorgun Savaşçı”, Tarık Buğra’nın “Küçük Ağa” adlı romanlarını; yine Halide Edip’in “Dağa Çıkan Kurt”, Yakup Kadri’nin “Ergenekon” adlı hikâye kitaplarını; Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağ” adlı anı kitabını örnek olarak verebiliriz. Kemal Beyatlı’nın “Kurdun Dişisi ve Yavruları” makalesi ile Ruşen Eşref Ünaydın’ın Atatürk’le ilgili bir anısını anlattığı “Gazasını Tebrik” yine aynı dönemi işleyen eserlerdir.





 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.