Hoşgeldiniz.

E n güzel şiir ! Peygamber Efendimiz (s.a.v) için yazılmış en güzel şiir Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    En güzel şiir! Peygamber Efendimiz (s.a.v) için yazılmış en güzel şiir

    Sponsorlu Bağlantılar




    En güzel şiir!Peygamber Efendimiz (s.a.v) için yazılmış en güzel şiir





    Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
    Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
    Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
    Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
    Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
    En müstesna doğuşa hamiledir kainat
    Yıllardır bozu bulanık suları yudumladım
    Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
    Hasretin alev alev içime bir an düştü
    Değişti hayel koskum, gözümde viran düştü
    Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
    Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü


    İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
    Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
    Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
    Sarsılır Ebu Kubeyş kovulmuş feryatlarla
    Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak
    Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak


    Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
    Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım


    Yağmur, gülsenimize sensiz, baldıran düştü
    Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü
    Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
    Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü
    Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden
    Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
    Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden
    Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına
    Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
    Sükûtu yar, sevinci dualar kadar derin



    Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
    Bir cezir yasadım ki, yaşanmamış, mazide
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım


    Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
    Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
    Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
    En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü


    Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
    Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
    Mutluluk nağmeleri işitirler Hira'dan
    Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
    Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
    Paramparça, ateşler şahinin hayalleri
    Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
    O mücella cehreni izleseydim ebedi
    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım


    Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
    Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
    Katil sinekler deldi hicabın perdesini
    istiklal boşluğunda arılar nadan düştü
    Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
    Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
    Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
    Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
    Tarasaydım bengisu fışkıran kakulunu
    On asırlık ocağın savururdum külünü


    Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
    Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
    Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
    Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
    Sana meftûn ve hayran, sana ram olanlara
    Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü


    Badiye yaylasında koklasaydım izini
    Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
    Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
    Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar
    Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
    Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya
    Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
    Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
    Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
    Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
    Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
    Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
    Hakların temeline sanki bir volkan düştü


    Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
    Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
    Erdemin, bereketin doldurur haneleri
    Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
    Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
    Sensiz, yükü zehirdir en guzel imbatların
    Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
    Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
    Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
    Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
    İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
    Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
    Sensizlik diyarından pusküllü yalan düştü


    Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
    Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
    Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
    Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
    Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
    Alsam, ölümsüzlüğü billûr dudaklarından
    Madenî arzuların ardında seyre daldım
    Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
    Senin için görülen bir düş de ben olsaydım




    şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
    Tersine döndü her sey sanki; asuman düştü
    Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
    Hazindir ki; dertleri aşmaya umman düştü


    Ayrılığın bagrımda büyüyen bir yaradır
    Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
    Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
    Sesini duymayanlar girdabında boğulur
    Ana rahminde olur sensizlikten bir cenin
    Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin
    Saatlerin ardında hep kendimi aradım
    Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
    Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
    Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
    Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
    Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
    Yuzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü
    Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
    Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
    Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
    Sumeyra'yı arıyor her damlada bir saray
    Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
    Mekanın fırçasında solmayan resim senin


    Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım
    Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
    Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
    Tavanı çöktü aşkın; duvarlar uryan düştü
    Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
    İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
    Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü


    Islaklığı sanadır ahimin, efgahimin
    İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
    Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
    Nazarın ok misali karanlıkları deler
    Bu değirmen seninle donuyor; ahenk senin
    Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin
    Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
    Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
    Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım


    Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
    Beynimin merkezine olumsuz ferman düştü
    Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
    Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü
    Nefsinle yeniden çizilecek desenler
    Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
    Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
    Anneler çocuklara hep seni içirecek
    Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
    Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin
    Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
    Batılı yıkmak için kuşandığın kılıçın
    Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
    Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
    Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
    Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
    İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü
    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
    Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım




    Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
    Senin için görulen bir düş de ben olsaydım
    Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
    Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
    Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
    Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
    Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
    Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım




    Bu şiir ile 1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü sahibi olmuştur



    MuHaMMeD TaLHa MiRZa


    "Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum"
    (FURKAN SURESİ / 57)


    "İmkanım yoktu deme, kendine doğruyu söyle "Üşendim" de "Tembellik ettim" de"Canım istemedi" de"Yapmak içimden gelmedi " de"Hiç değilse yattım" de ne dersen de ama
    "imkanım yoktu" deme İMAN EN BÜYÜK İMKANDIR"


    "Sana kul olmak tüm esaretlerden uzak olmak Ya Rab
    Bilmeyi ve anlamayı aklımın ve kalbimin renkleri kıl
    Senin boyanla boyanmak diler bu cân


    "Rabbim, sana, bana verdiğin her halimle geldim,
    bir kere yüz çevirip gelme demedin
    Rabbim isterimki "gitme" de, isterimki yanından hiç gitmeyeyim"
    ~*~~*~~*~~*~~*~~*~
    alıntıdır




    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Rabbim, sana, bana verdiğin her halimle geldim,
    bir kere yüz çevirip gelme demedin
    Rabbim isterimki "gitme" de, isterimki yanından hiç gitmeyeyim"


    Teşekkürler.





  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. yüregine saglık Allah razı olsun



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.