Hoşgeldiniz.

Zekat ibadeti ile ilgili kavramlar nelerdir Zekat İle İlgili Kavramlar – Zekatla İlgili Kavramlar Nelerdir ZEKÂT Temizlik, artma, bereket Bir malın belli bir miktarını, Allah
  • 5 üzerinden 2.86   |  Oy Veren: 7      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Zekat ibadeti ile ilgili kavramlar

    Sponsorlu Bağlantılar




    Zekat ibadeti ile ilgili kavramlar nelerdir

    Zekat İle İlgili Kavramlar – Zekatla İlgili Kavramlar Nelerdir

    ZEKÂT

    Temizlik, artma, bereket Bir malın belli bir miktarını, Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de saydığı sekiz sınıftan birisine veya bir kaçına Allah rızası için vermek Terim olarak zekât; İslâm’ın beş şartından birisi olan malî ibadetin adıdır

    Fakirin hakkı çıkarılarak malı, cimrilik kirinden arındırarak da şahsı temizlediği ve malda berekete sebep olduğu için bu malî ibadete zekât denilmiştir (Subkî, el-Menhel, Beyrut, 1394, XI,113) Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Ey Muhammed! Mallarının bir kısmını kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al” (el-Tevbe, 9/193) ve “Sarfettiğiniz her hangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar” (Sebe, 34/39) buyurulur

    Zekâta sadaka da denilir Bu ismin verilmesinin sebebi zekâtın malı temizleyip sıhhat ve kemaline sebep olması, zekât verenin de imânındaki sadakat ve olgunluğuna delalet etmesidir Ancak sadaka; hem farz hem de nafile olan malî ibadetler için kullanıldığı halde zekât sadece farz olanına mahsustur (M Hamdi Yazır, Hak Dini, II, 933)

    Zekât’ın Hükmü

    Zekât’ın farz oluşu esah olan görüşe göre fevrîdir Yani kendisine zekât vermesi gerekli olan kişi hiç geciktirmeden hemen zekâtını vermelidir Aksi halde günahkâr olur (el-Merginânî, el-Hidaye, I, 96; Mehmet Zihni, Nimetü’l-İslâm, II, 5)

    Bir kimseye zekâtın farz olması için bazı şartların tahakkuk etmesi gerekir Bu şartlar biraz ileride ele alınacaktır

    Zekâtın Önemi ve Hikmeti

    Bir şeyin önemi, insanlığın ona olan ihtiyacı ve temin ettiği fayda ile ölçülür Zekâtın; zekât veren, zekât alan ve zekât alınıp verilen toplumda sağladığı faydalar göz önüne alındığında, onun ne derece büyük bir önem ifade ettiği ortaya çıkar

    Zekât, her şeyden önce kulun Allah’ın emrine itaat edip, kulluğunu göstermesinin en güzel nişanesidir Çünkü, zekât vermeyi Allah emretmiştir Kulun vazifesi; öncelikle neden ve niçinini araştırmadan Rabbi tarafından emrolunduğu şeyi yapmaktır Müslüman; sevdiği, inandığı Rabbinden aldığı emri, canının yongası olan malın hiç bir maddî karşılık beklemeden vererek, kulluk borcunu en güzel şekilde ödemiş olur Bunun yanı sıra zekât kişiyi, günah ve cimrilik kirlerinden temizler İnsandaki, mal sevgisini kırıp, Allah sevgisinin ön plana geçmesine sebep olur “Ey mü’minler! Sizi mallarınız ve çocuklarınız Allah’ı anmaktan alıkoymasın, böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır” (Münafıkun, 63/9) âyet-i kerîmesinin işaret ettiği manayı gerçekleştirir

    Zekât fakirler açısından da son derece önemlidir ve onlar için en büyük garantidir Çünkü, o sadece fakirin hakkıdır ve mutlaka fakire verilecektir İnsanların koyduk(arı vergilerin toplanma ve sarfedilme yerleri devirlere ve devletlere göre değişebilir Devlet gelirlerinin sarfında fakirlerden çok zenginlerin gözetildiği de olabilir Kaynak ve sarf yerini Allah ve Rasûlünün tesbit ettiği zekât ise böyle değildir Bunun kimden alınıp kime verileceği Kur’ân’ı-a belirtilmiştir Bunu hiç bir kimsenin değiştirmesi mümkün değildir Yani bu fon sadece fakirler için kullanılır

    Zekâtın, toplum açısından önemi de; zekâtı veren ve alan açısından öneminden daha aşağı değildir Allah insanların tümünü aynı kabiliyet ve güçte yaratmamıştır İnsanların fizikî yapılarında olduğu gibi malî güçlerinde de farklılıklar vardır İnsanlar; ya zengin, ya fakir ya da orta hallidirler

    Dünyanın çeşitli yörelerinde zenginlerin alabildiğine lüks ve israfa dalmaları, sayelerinde kazanç sağladıkları fakirleri düşünmemeleri, onlara yardım ellerini uzatmamaları, fakirlerin kendilerine kıskançlık ve kin duymalarına sebep olmuştur Bunun neticesi olarak da toplumlarda sosyal patlamalar, huzursuzluklar ve isyanlar görülmüştür İşte zekât, bütün bu olumsuz hadislerin önünde en güzel seddir Toplum içerisindeki fertlerin düşecekleri dar durumlarda onları koruyan sosyal bir düzendir İnsanlar arasındaki dayanışmanın sağlanmasına yardımcı olur Zenginlere fakirler arasındaki mesafeyi daraltır Fakirlerin gönüllerinde zenginlere karşı doğabilecek kıskançlık ve kinleri söndürür İnsanlar arasında sevgi ve kardeşliği yayar Böylece; hem fakirin aç, susuz ve çıplak kalmasını önler hem de cemiyetin düzen ve huzurunun bozulmasına engel olur

    Zekâtın Rüknü ve Sebebi

    Zekâtın rüknü, temliktir Yani, bir malın menfaatına her yönden kendisinden kesip, zekât verilebilecek kişilerden birine veya bir kaçına vermektir Temlik olmayan yollarla yapılan bağışlar zekât sayılmaz Buna göre; bir zenginin fakirden olan alacağını zekâtına sayması, Zekât niyetiyle okul, cami vs gibi bir hayır kurumu yaptırması Zekât sayılmaz

    Zekâtın sebebi; Zekât verecek olan kişinin belirli bir miktarda mala sahip olmasıdır Zekât verilecek malın cinsine göre farklılık gösteren bu miktara, nisap denilir Çeşitli malların nisapları, Zekâta konu olan mallar başlığında ele alınacaktır (Ayrıca bk Nisap)

    Zekâtın Farz Olmasının Şartları

    a- Mükellef açısından gerekli olan şartlar:

    Zekât verecek olan kişi akıllı, hür, erginlik çağına ermiş, dinen zengin ve Müslüman olmalıdır

    Buna göre; Müslüman olmayanlara, delilere, çocuklara ve hürriyetini kaybetmiş olan köle ve esirlere zengin de olsalar zekat farz değildir

    Zekâtın farz olmasına engel olan akıl hastalığında (delilik) iki hal düşünülebilir:

    1- Çocukluktan itibaren deli olanlar: Bunların hastalığı devam ettiği müddetçe mallarına zekât gerekmez Erginlik çağına geldikten sonra sıhhate kavuşacak olurlarsa, o tarihten itibaren kendilerine zekât farz olur

    2- Erginlik çağına geldikleri zaman akıllı oldukları halde sonradan akıl hastalığına tutulanlar Bu durumda olanların hastalıkları bir sene aralıksız devam ederse, o sene kendilerine zekât gerekmez Fakat, sene içerisinde bir iki gün gibi az bir zaman için de olsa sıhhat bulana o senenin zekâtı farz olur Bu söylenilenler İmam Muhammed’in görüşüdür İmam Ebû Yusuf’a göre; senenin çoğunu sıhhatli geçirmeyen akıl hastalarına o sene için zekât gerekmez Bunaklık da; delilik hükmündedir

    Zengin olan çocukların; erginlik çağına geldikleri andan, küçükken akıl hastası olup da erginlik çağına geldikten sonra sıhhat bulanların da sıhhat buldukları andan itibaren bir sene geçince zekât vermeleri gerekir

    Toprak mahsullerinde, hem çocuklara hem de delilere zekât gerekir Buna; öşür denilir

    Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre; hiç bir ayırım yapılmadan çocukların ve akıl hastalarının tüm mallarından zekât gerekir (Merginânî, age, I, 96; Mevsılî, el-İhtiyar II, 130; el-Cezîrî, Kitabu’l-Fıkıh ale’l-Mezahibi’l-Erbaa, I, 590, 591)

    b- Mal açısından gerekli olan şartlar:

    1- Mal, mal sahibinin aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından fazla olarak, nisab* miktarı veya daha fazla olmalıdır

    Aslî ihtiyaç; kişinin ve ailesinin ihtiyaçları olan mal, eşya ve aletlerdir (bk “Havâic-i Asliyye” mad)

    2- Mal, hakîkaten veya hükmen artıcı olmalıdır

    Hakîkaten artıcı olmasından maksat; malın, ticaret veya üreme yoluyla çoğalıcı olmasıdır Buna göre; her türlü ticaret malı, nesli, sütü ve tüyü alınmak üzere kırlarda otlatılan erkek ve dişi hayvanlar hakîkaten artıcıdır Bu şekilde hayvanlara; saime * denilir

    Malın hükmen artıcı olması; sahibinin veya sahibinin vekili elinde bulunması suretiyle artırılmaya elverişli olmasıdır Altın, gümüş ve paralar bu kabildendir

    3- Malın üzerinden bir yıl geçmiş olmalıdır Buna; Havelân-ı Havl veya Havl-i Havelân denilir (bk “Havelan-ı Havl” mad)

    Nisâb miktarı mala sahip olan bir kimseye; o mala sahip olduktan itibaren bir sene geçtikten sonra zekât vermesi farı olur Nisâbın, hem senenin başında hem de sonunda mevcut olması gerekir Arada azalıp çoğalmasına itibar edilmez Zekât verirken malın, sene başındaki veya sene ortasındaki değil, sene sonundaki değerine itibar edilir Mesela; sene başında 500000 lirası olan bir kimsenin sene ortasında 300000 liraya düşse fakat sene sonunda 600000 olsa bu şahıs zekâtını 600000 lira üzerinden verecektir

    Şafiî mezhebine göre; nisâbda muteber olan zaman senenin sonudur Sene sonunda nisâb miktarı olan bir mal, sene başında nisabtan az bile olsa o mala zekât gerekir

    Zekât verilmesi gereken bir mal; üzerinden bir sene geçtikten sonra artacak olsa, artan miktar için üzerinden bir sene geçmedikçe zekât icab etmez Toprak mahsûllerinin zekâtında; mahsûlün üzerinden bir sene geçmesi şart değildir Hasadı yapıldıktan sonra zekâtlarının verilmesi gerekir

    4- Sahibi, mala tam olarak malik olmalıdır Bundan maksat; malın, sahibinin elinde olması ve onda bir başkasının hakkının bulunmamasıdır Buna göre; kadının henüz eline geçmeyen mehrine ve insanın elinde bulunmakla beraber, buna karşılık borcu olan malına zekât gerekmez Ancak, borcuna mukabil olanı çıktıktan sonra geriye kalan miktar nisâba ulaşırsa o fazlalık için zekât gerekir Buradâki borçtan maksat; kul borcudur Keffaret, nezir, hacc, gibi dinî borçlar zekâtın gereğine manî değildir Eskiden kalma zekât borcu da nisâba manidir Buna göre; elinde nisâb miktarı malı olan bir kimsenin, eski senelerden kalma zekât borcu olur ve bu borç düşüldüğünde geri kalan miktar nisâbtan aşağı düşerse, o kimseye zekât icabetmez

    Satın alınıp henüz teslim alınmayan mal, borçlu tarafından inkâr edilmeyen, edilse bile isbatı mümkün olan alacaklar ve yolcuların memleketlerinde olan mallarına zekât gerekir

    Bir kimsenin, sahibi olmakla beraber elinden çıkan ve faydalanması ya da bir daha kendisine dönme umudu olmayan (denize düşen, kaybolan mallar; borçlu tarafından inkâr edilip isbatı mümkün olmayan alacaklar) mallardan dolayı zekât icabetmez

    Haram yolla kazanılan malın zekâtı verilmez Bu malın, varsa sahibine verilmesi, bilinmiyorsa fakirlere dağıtılması gerekir

    Zekât Verilirken Bulunması Gereken Şart

    Zekât verecek olan bir kimsenin, verdiği zekâtın sahih olması için niyet etmesi gerekir

    Niyet, ya bizzat zekât veren tarafından fakire verilirken veya zekâtını verilmesi için bir başkasına teslim ederken ya da zekât olarak verilmek üzere ayırırken olmalıdır

    Niyet edilmeden fakire verilen bir mal, henüz fakirin elinde iken zekâta niyet edilecek olursa, zekât olarak sahih olur Mal fakirin elinden çıktıktan sonra niyet edilirse bu zekât yerine geçmez

    Zekât verilirken, onun zekât olduğunun fakire bildirilmesi şart değildir Hattâ, içten zekâta niyet edildiği halde, verirken hibe veya borç demek onun geçerliliğine engel olmaz

    Zekâta Konu Olan Mallar ve Bunların Nisapları

    Mallar; açık (zâhire) ve gizli (bâtıne) olmak üzere iki kısma ayrılır (bk Emvâl-i Zâhira” ve “Emvâl-i Bâtına mad)

    Yılın altı ayından fazlası kırlarda otlayarak beslenen ve ticaret için değil de, eti, sütü, yünü vs için tutulan (Sâime) hayvanlar, bazı toprak mahsulleri, madenleri, yer altından çıkartılan defineler ve gümrüklerden geçen ticaret malları açık (zâhir) mallardır Nakit paralar, altın, gümüş ve depolarda ya da mağazalarda bulunan ticaret malları da gizli (bâtın) mallardandırlar Bu mallardan her biri belirli ölçülerde zekâta tabîdirler


    Paylaş Facebook Twitter Google


  2. Kayıtsız Üye





    Sponsorlu Bağlantılar




    Allah senden razı olsun kardeş , bu yazı çok yardımcı oldu bana




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.