Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Mimarlık , Mimari , Tanımı , Özellikleri , Tarihçesi , Tarihi Gelişimi Mimarlık , insan yaşamının içinde geçeceği mekan/mekanları oluşturmak/üretmek amacı ile , yapı/yapı gruplarını
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Mimarlık, Mimari, Tanımı, Özellikleri, Tarihçesi, Tarihi Gelişimi

    Sponsorlu Bağlantılar




    Mimarlık, Mimari, Tanımı, Özellikleri, Tarihçesi, Tarihi Gelişimi



    Mimarlık, insan yaşamının içinde geçeceği mekan/mekanları oluşturmak/üretmek amacı ile, yapı/yapı gruplarını kapsayan fizik çevreyi tasarlamak uğraşına verilen isim. Bu çevre kırsal veya kentsel olabileceği gibi, yapıları veya mekanları kuşatan yakın dış çevre de mimari tasarımın kapsamına girer. Mekan, içinde yaşamın gerçekleştiği fizik ortam olarak tanımlanabilir. Mekanın oluşabilmesi ve üretilebilmesi için yapılara, yaşamın her gün artan çeşitliliği göz önüne alınırsa, oldukça karmaşık ilişkiler düzeni içinde yapılaşmış fizik çevreye gereksinme vardır. Mimari tasarımın öznesi olan yaşam, coğrafi, iklimsel, kültürel, demografik farklılıklar içerir.

    Dünyanın en eski mesleği olarak kabul edilen mimarlık yapı sektörünün de ayrılmaz bir parçasıdır. Yapı sektörü ise, endüstrileşmiş ülkeler dahil tüm dünya ülkelerinde en büyük sektör olup, diğer sektörlerin de itici gücü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, mimarlık, geçmişin birikimleri ile geleceği hazırlayacak, gelecekte yaşanacak kaliteli yaşam çevrelerini oluşturacak, vizyon sahibi bireylerin mesleğidir. Çalışma alanları

    Mimarlık okullarından mezun olanların, mesleğin ilgi alanının çok geniş bir yelpazeyi kapsaması nedeni ile, birbirinden çok farklı alanlarda çalışabildikleri gözlemlenmektedir.

    Temelde çalışma alanları şöyle özetlenebilir:

    A.Kamu Kurumları'nda (Devlet Memuru Olarak )

    -Tasarımcı olarak, -Yapı denetimi amacı ile,

    -Yasa ve yönetmeliklerin hazırlanmasında,


    B.Özel Sektör'de

    -Serbest çalışan mimarların bürolarında tasarımcı ve/veya uygulamacı olarak,

    -Şirketler, Bankalar vb. kuruluşlarda sürekli görevli mimar olarak,

    -Şantiyelerde görev alarak,

    -Yapı Sektörü'ne ilişkin malzemelerin tasarımında, üretim sürecinde, pazarlamasında ve satış noktalarında,

    -Sergi vb. organizasyonların hazırlanmasında,

    -Mimarlık ve ilgili alanlarda dergi yayıncılığında,


    C.Serbest Mimar Olarak


    D. Akademisyen Olarak


    İnşâ sanatı. Mimarlıktan maksat, ortaya konan eserde güzellik, sağlamlık ve kullanışlılığı birleştirmektir. Bu unsurlarsa, kültür, iklim ve teknik imkânlara bağlı olduğundan mimarlık sanatı da devirden devire, milletten millete ve iklimden iklime büyük değişiklikler göstermektedir.

    Ilıman iklimin hüküm sürdüğü memleketlerde binalar, güneş ışığını en fazla alacak tarzda inşa edilir. Yağışlar daha çok yağmur şeklinde olduğundan çatı eğimleri azdır. Ekvatora daha yakın sıcak iklim bölgelerinde ise, güneş ışığından sakınılır. Pencereler az sayıda ve ufaktır. Avluların üzeri kapatılmıştır. Kar yağışının fazla olduğu ve uzun zaman erimeden kaldığı, kuzey memleketlerinde, çatılar çok eğimli yapılır. Böylece çatı üzerindeki kar miktarı en aşağı seviyede tutulmuş olur.

    Başlıca inşaat malzemesi taş, tuğla, ahşap, mermer, maden, kireç ve çimentodur. Her malzemenin fizikî özellikleri başka başkadır. Bu yüzden kullanılan malzemenin cinsine göre, inşaatın şekli ve tatbik edilen usuller de değişiklik gösterir. Çeşitli taş cinsleri, her devirde yaygın olarak kullanılan bir inşaat malzemesidir. En iyi şekil verilebilen taş, kalker (kireç taşı)dir. Mermer de bir kalker türüdür. Granit, çok kullanılan bir başka taş cinsidir. İnşaat malzemesi olarak taş, yüksek basma (sıkıştırma) mukavemetine karşılık nispeten düşük eğme mukavemetine sahiptir. Bu sebeple taş binalarda kirişler kısa tutulur. Sık ve kalın sütunlara ihtiyaç vardır. Yine eskiden beri yaygın olarak kullanılan ahşap malzemeyse, lifli yapısı sebebiyle yüksek bir eğme mukavemeti gösterir.

    Böylece uzun krişli, ince sütunlu binâlar inşâ etmek mümkün olmaktadır. Gâyet sıhhî olan ahşap malzemenin tek mahzûru çabucak yanmasıdır. Fakat buna karşı da çeşitli tedbirler geliştirilmiştir. ABD ve Kuzey Avrupa’da evler hâlâ ahşap olarak yapılmaktadır.

    On dokuzuncu yüzyılda, betonun yüksek basma (sıkıştırma), çeliğin ise yüksek eğme mukavemetinden istifade etmek için, betonarme inşa tarzı geliştirildi. Böylece hem geniş, hem de çok yüksek binalar yapma imkânı ortaya çıktı. Beton içine inşaat demiri yerleştirilerek tatbik edilen betonarme inşa tarzı, bugün bütün dünyada yaygın şekilde kullanılmaktadır.

    Kil ve çamurun fırında pişirilmesiyle imal edilen ve taş kadar sağlam olmamasına rağmen işlemesi kolay olan tuğlanın ilk defâ MÖ. 6000 yıllarında Mezopotamya’da kullanıldığı bilinmektedir.

    Mimarî bir eserde tertip tarzı, büyüklük, ölçülerin birbirine nispeti ve uygunluğu gibi unsurlar sayesinde güzellik sağlanmaya çalışılır. Bu maksatla eserlerin ölçülerinde nispetlerini esas alan matematikle ilgili formüller kullanılır. Mimarlıkta göz önüne alınması gereken bir husus da kullanışlılıktır. Yâni, yapılan eser kullanma gâyesine uygun olmalı, bina içinde sirkülasyon (hava akışı) ve akustik (ses yayılma) özellikleri iyi bir şekilde sağlanmalı, çeşitli ihtiyaçlar, imkânlar nispetinde karşılanmalıdır.

    Mimarlık, ihtisas sahalarına göre birkaç şubeye ayrılır:

    1. Dinî mîmarlık (Câmi, mescit, kilise mîmarlığı).

    2. Askerî mimarlık.

    3. Sivil mimarlık (Mesken, sınaî, ticârî içtimâî ve siyâsî mîmarlık).

    4. Bahçe mimarlığı (Bahçe tanzimi).

    5. Şehir mimarlığı (Şehir imar plânlarının hazırlanması, cadde, sokak ve meydanların tanzimi ile uğraşan mîmarlık şûbesi).


    Mimarlık Tarihi:

    Mimarlık tarihî, insanlık târihiyle başlar. Yeryüzünde ilk mimarî eser Kâbe’dir. Kâbe’yi ilk insan ve ilk peygamber olan Âdem aleyhisselâm yapmıştır. Oğlu Şit aleyhisselâm Kâbe’yi ikinci defâ taştan inşâ etmiştir. Nûh Tufanından sonra, hazret-i İbrâhim ve oğlu hazret-i İsmâil birlikte yeniden îmâr ettiler.

    Eski Mısır’da Mimarlık:

    Nil Nehrinin çamurunu güneş ışığında kurutarak elde ettikleri tuğlalarla evlerini yapan eski Mısırlılar dinleri îcâbı, en büyük önemi mâbetlerle mezarlara vermişlerdir. Firavunları mumyalayıp içerisinde muhâfaza ettikleri dev piramitler o devrin sembolü olmuştur. Bu piramitlerin inşâsı için büyük iş gücü gerekmiştir. Aynı şey mâbetleri için de söylenebilir.

    Eski Mısırlıların mâbetlerinde, kapalı bir avludan geniş bir salona girilir. Bu geniş sâhada o kadar çok sütun vardır ki geriye pek az boşluk kalmıştır. Çok az yağmur yağan Mısır’da bu sütunların üzeri de taştan düz bir çatı ile gereksiz yere örtülmüş, içeriye güneş ışığının gelmesi önlenmiştir.

    Mezopotamya’da Mimarlık:

    Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı Mezopotamya’da çamurun kurutulmasıyla îmâl edilen kerpiç veya tuğla, başlıca inşâat malzemesidir. Bâbil ve Sümerlerde kemerli inşâ tarzı gelişmiştir.

    Asurluların ise sarayları meşhurdur. Tek katlı olan bu saraylarda odaların çoğunu dar koridorlar teşkil eder. Asurlular, şehirlerin etrafını da surlarla çevirmişlerdir. Mezopotamya’nın bu eski şehirleri, zamanla toprak altında kalmıştır.

    Yunan Ve Roma Mimarlığı:

    Mısır ve Mezopotamya mimarîsinin tesiri eski Yunan’da da görülür. Kereste, çamur ve taşın yanı sıra mermer de inşaat malzemesi olarak kullanıldı. Mısır’daki düz çatıların yerine az eğimli çatılar yapıldı. Yunan tapınaklarında topluca ibadet edilecek geniş kısımlar yoktur. Tek kişilik küçük hücrelerin yer aldığı bu tapınakların dış kısmında yer alan üstü kapalı avlularda tanrılarına kurban keserlerdi.

    Eğlenceyi çok seven Yunanlılar birçok açık hava tiyatrosu yapmışlardır. Bu tiyatrolarda dâireye benzer şekildeki sahnenin etrâfında merdiven basamağı gibi kat kat oturma yerleri çepeçevre inşâ edilmiştir.

    Romalılarda Mimarlık:

    Geniş memleketlere hâkim olduklarından büyük şehirler kurdular. Bu şehirlere kemerler üzerinden su getirdiler. Roma’nın hamamları da meşhurdur. Bu hamamların zemin ve duvarları mermerle kaplanmıştır. Romalılar bunlardan başka gladyatörlerin mücadelesini seyredip eğlenmek için, Yunanlıların tiyatrolarına benzer yapılar inşa (bilgi yelpazesi.net) etmişlerdir. Bütün bu inşaatlarda mahallî malzemelerin yanı sıra deniz ve karayolları ile uzak memleketlerden de çeşitli malzemeler getirip kullanmışlardır.

    İlk Müslümanlarda Mimarlık:

    İslâmiyet’in gelmesiyle büyük bir medeniyet kuran Araplar, her sâhada olduğu gibi mîmârlıkta da eşsiz eserler verdiler. Dünyaca tanınmış düşünürlerden Hrischfeld; “Hiçbir millet, Arapların İslâmiyet’i kabul etmeleriyle medeniyete girmesi derecesinde hızla uygarlaşmamıştır.” demektedir.

    Müslümanlar, kısa zamanda Hindistan’dan İspanya’ya kadar uzanan, üç kıta üzerine yayılmış geniş toprakları, bu yeni kültürün eserleriyle süsleyip damgalarını vurdular. Bu eserlerini meydana getirirken, o güne kadar çeşitli milletler tarafından kullanılan mimarî usullerini en iyi şekilde tatbik ettikleri gibi, daha evvel görülmemiş birçok yeni teknikler geliştirip dünyaya tanıttılar.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Bilgi İlk Polis Teşkilatı, Kuruluşu, Tarihçesi, Tarihi Gelişimi Nedir
  3. Mimarlık, Mimarlığın Tarihi, Gelişimi, Tarihçesi
  4. Mimari Yapılar, Binalar, Çeşitleri, Özellikleri, Gelişimi
  5. Mimarlık, Mimari, Tanımı, Özellikleri, Tarihçesi
  6. Mimarlık, Mimari, Tanımı, Özellikleri
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri